Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
3031 çıkış almak1) işten ayrılmak 2) çıkış belgesi almak.
3032 çıkış vermekbelge düzenleyip işine son vermek.
3033 çıkış yapmak1) bir tartışmada, karşı düşüncede olanları alt etmek için sert davranışta bulunmak 2) ask. uçak herhangi bir görevle havalanmak.
3034 çıkmaz ayın son çarşambası şaka işin hiçbir zaman yapılmayacağını anlatan bir söz.
3035 çıkmaza girmekbir iş çözümlenemeyecek, içinden çıkılmayacak bir duruma düşmek. Örn: “Kıbrıs sorunu, şu ya da bu siyasal oyunla, yeniden çıkmaza girecektir.” -T. Halman.
3036 çıkmaza sokmakbir işi, bir durumu çözümlenemez, güç bir duruma getirmek. Örn: “Bu çelişki, kıyafetinin seçimi konusunda onu çıkmaza sokuyordu.” -N. Bezmen.
3037 çıkmazda olmakçözüm bulamamak, çözümsüz durumda olmak. Örn: “Şu sıralar tam bir çıkmazdayım anlayacağın.” -İ. Aral.
3038 çılgına dönmek1) sevinç, öfke, kızgınlık vb. duygular sonucu aşırı ölçüde heyecanlanmak 2) kendine hâkim olamamak.
3039 çın çın inletmekgür ve keskin ses çıkarmak.
3040 çın çın ötmeksürekli olarak keskin ses çıkarmak. Örn: “Rüzgâr vurdukça çın çın öten tabakların sesini dinleye dinleye uykuya geçtiler.” -L. Tekin.
3041 çın tutmakdoğru olduğunu söylemek, doğrulamak.
3042 çıngar kopmak (çıkmak)gürültü, kavga çıkmak. Örn: “Bu son rolü, ihtiyaten, büyük çıngarın kopacağı güne sakladı.” -N. Araz.
3043 çıngırağı çekmek argo ölmek.
3044 çırak almakyanında çırak çalıştırmak.
3045 çırak çıkarmak1) bir kimseyi beklediğinden az bir kazançla ortaklıktan uzaklaştırmak 2) esk. cariye veya odalıkların saray, konak, köşk vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra evlenmelerine veya o yerlerden ayrılmalarına izin vermek.
3046 çırak vermekçırak olarak çalışması için bir iş yerine göndermek. Örn: “Bu çocuğu sekiz yaşındayken, araba boyacısına çırak vermişler.” -S. F. Abasıyanık.
3047 çırpı gibiçok ince, çok zayıf (kol ve bacak).
3048 çırpı vurmakboyaya batırılmış ipin gerilip çabucak çırpılmasıyla yüzeylere çizgi çekmek.
3049 çırpıya getirmekbir sıra veya çizgi üzerine getirmek.
3050 çıt (çıtını) çıkarmamak1) ses çıkarmamak. Örn: “İşte bak, hücre kapısını çıt çıkarmadan araladı, yine bir şey diyecek.” -A. İlhan. 2) hiç konuşmamak.
3051 çıt çıkmamaken hafif bir ses bile çıkmamak. Örn: “Bir müddet hiçbirisi kımıldamadı ve çıt çıkmadı, sonra bir hıçkırık duyuldu.” -P. Safa.
3052 çıtayı yükseltmekhedefi yüksek belirlemek.
3053 çıtı çıkmamakhiç konuşmamak.
3054 çıyan gibihain bakışlı (kimse).
3055 çiçeğe kesmekçiçek açmak. Örn: “Ovalar, dağlar tepeden tırnağa çiçeğe kesmiş, bütün dünya çiçek kokuyordu.” -Y. Kemal.
3056 çiçeği burnunda, çamuru karnındaçok taze (sebze veya meyve).
3057 çiçek açmak (vermek)1) çiçeklenmek. Örn: “Hiç kurumuş ağaç yeşerir, çiçek açar mı?” -Ö. Seyfettin. 2) mec. yeniden ortaya çıkmak, görüntü vermek. Örn: “Her biri bir mazinin çiçek açmasıdır.” -A. Ş. Hisar.
3058 çiçek çıkarmakçiçek hastalığına tutulmak. Örn: “Küçükken çıkardığı çiçek, sabanla tarla sürer gibi çehresinin altını üstüne getirmiş.” -R. N. Güntekin.
3059 çiçek gibitemiz, bakımlı, güzel. Örn: “Sen yirmi beşine bile gelmemiş çiçek gibi bir taze duldun.” -R. N. Güntekin.
3060 çiçek olmakyaşına, durumuna uymayan aşırı davranışlarda bulunmak.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir