Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
3091 çizgisinden sapmamakgörüşlerinden vazgeçmemek, kararlı davranmak.
3092 çizmeden yukarı çıkmakbilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak. Örn: “Daha çoğunu istemeye kalkarsa iş değişir o zaman buna çizmeden yukarı çıkmak denir, herkes haddini bilmeli.” -M. C. Anday.
3093 çizmeleri çekmekbir işe girişmek. Örn: “Yaptığım işe hâlâ şaşmaktan ve inanamamaktan vazgeçemediğim hâlde çizmeleri çekmiştim.” -R. N. Güntekin.
3094 çizmeyi aşmakbilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak. Örn: “Politika üstüne fikir yürütmek, çizmeyi aşmaktı.” -E. Atasü.
3095 çoban kulübesinde padişah rüyası görmekiçinde bulunduğu duruma uygun düşmeyen düşler kurmak.
3096 çocuk (çocuğunu) düşürmekgebe kadın çocuğunu vaktinden önce ve ölü olarak doğurmak, düşük yapmak. Örn: “Beklenmedik acı olaydan ötürü Ayşe de çocuğunu düşürdü, ağır hastalandı.” -Halikarnas Balıkçısı.
3097 çocuk aldırmak tıp kadın karnındaki bebeği hekime ameliyatla aldırmak.
3098 çocuk dünyaya getirmekçocuk doğurmak.
3099 çocuk gibi1) yetenekleri gelişmemiş, çocuk kalmış. Örn: Çocuk gibi adam. 2) kolay kanar, kolay inanır. Örn: Sen de çocuk gibisin, o adamın sözüne inanılır mı?
3100 çocuk gibi sevinmekçok sevinmek. Örn: “Güzel sözler duyduğunda çocuk gibi sevinir.” -A. Kabaklı.
3101 çocuk kalmakbüyümüş olmasına rağmen çocukça düşünceler taşıyıp çocuk gibi davranmak. Örn: “Araya araya bu oyunu mu buldun? Ayol sen sahiden çocuk kalmışsın.” -R. H. Karay.
3102 çocuk mu avutuyorsun (kandırıyorsun)söylenenlere inanmadığını belirtmek bir için kullanılan bir söz.
3103 çocuk oyuncağı hâline getirmekyeteneksiz kimselerin karışmasıyla bir işi değerinden düşürmek.
3104 çocukla çocuk, büyükle büyük olmakiçinde bulunulan yere veya çevredeki insanlara uymak.
3105 çocukluğu tutmakçocuksu davranışlarda bulunmak.
3106 çocukluk etmek1) çocukça davranışlarda bulunmak 2) gereği gibi düşünmeden deneyimsizce davranmak. Örn: “Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.” -H. R. Gürpınar.
3107 çok baharın otunu yemekhayatı dolu dolu yaşamış olmak.
3108 çok şey!şaşma anlatan bir söz.
3109 çokbilmişlik taslamakkendini çokbilmiş gibi göstermek. Örn: “Zekâ gösterisine yeltenmemiş, çokbilmişlik taslamamıştı.” -K. Tahir.
3110 çoluk çocuğa karışmakevlenip çocukları dünyaya gelmek. Örn: “İsa Bey, burada zengin bir eşraf kızıyla evlenerek çoluk çocuğa karıştığı için 24 Meşrutiyeti'nde İstanbul'a dönmemiştir.” -R. N. Güntekin.
3111 çoluk çocuk elinde kalmakdeneyimsiz, çok genç kişilerin eline geçmek.
3112 çomak sokmak (koymak)bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak.
3113 çorap kaçmakçorabın bir teli kopup örgüsü uzunlamasına açılmak.
3114 çorap söküğü gibi gitmek (gelmek)başlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kolayca sürüp gitmek.
3115 çorba gibi1) pek sulu (yemek) 2) karmakarışık.
3116 çorba içmeye çağırmakyemek yemeye çağırmak.
3117 çorbada tuzu (maydanozu) bulunmakbir iş veya görevde az da olsa emeği geçmiş olmak.
3118 çorbaya sinek düşmekişin tadı kaçmak, yeteri kadar iyi ve güzel olmadığı anlaşılmak. Örn: “Bu canım yolların, bu sevimli yapıların harcına dünyamızdan nasibini almamış yüz binlerce insanın alın teri karıştığı akla gelince çorbaya sinek düşüyor.” -B. R. Eyuboğlu.
3119 çöle dönmekharap olmak, bozulmak.
3120 çömlek patlatmakçocuk oyunlarında ebeyi yanıltmak.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir