Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
3181 damardan girmek argo karşısındaki kişiyi en fazla etkileyebilecek noktadan konuya girmek.
3182 damarı (damarları) kabarmakbir huy veya duygu güçlü bir biçimde ortaya çıkmak. Örn: “Birden nasihat damarlarının kabardığını duydu.” -Ö. Seyfettin.
3183 damarı kurusun!birinin huysuzluğuna öfkelenildiğinde söylenen bir ilenme sözü.
3184 damarı tutmakkötü huyu, aksiliği depreşmek, inatlaşmak. Örn: “Tutarsa onun bir damarı, yıkar adamın başına çadırı.” -O. C. Kaygılı.
3185 damarına (damarlarına) işlemekkötü bir huy, vazgeçilmez bir biçimde yerleşmek.
3186 damarına basmakbirini, duyarlı olduğu bir konuda kızdırmak. Örn: “Ne olur biraz uslu otursanız, şu adamların da damarına basmasanız, olmaz mı?” -H. Topuz.
3187 damarına çekmeksoyunun özelliklerini taşımak.
3188 damarına girmekbirinin hoşlanacağı şeyler yaparak kendisini ona sevdirmek.
3189 damat girmekaileye güveyi olarak katılmak. Örn: “Öyle bir aileye damat girmek isterim.” -H. Taner.
3190 damdan çardağa atlamakhiçbir mantık bağı kurmadan konudan konuya geçmek.
3191 damdan düşer gibibirdenbire ve yersiz olarak. Örn: “Damdan düşer gibi birdenbire söyleyecek, açacak olursam itiraz eder.” -M. Yesari.
3192 damdan düşercesinebirdenbire ve yersiz olarak. Örn: “Baba çocuğunun bu damdan düşercesine cevabına kızdı.” -İ. H. Baltacıoğlu.
3193 damga vurmak1) damgalamak. Örn: “Nuri Usta, sanki çırılçıplakmış da derisine kızgın demirle damga vuruluyormuş gibi irkildi.” -N. Hikmet. 2) mec. iz bırakmak. Örn: “Belli semtler, yüzyıllar boyu, oraların sakinlerine belli bir damga vurmuş gibidirler.” -H. Taner.
3194 damga yemekbiri kötü bir yargıya veya nitelenmeye uğramak. Örn: “Şiirlerini bir araya toplayan bir kitap yüzünden kızıl bir damga yemiş.” -Y. Z. Ortaç.
3195 damgasını vurmakbiri hakkında kötü bir yargıya varmak. Örn: “Fakat gel gör ki insana aşüfte yahut hırsız damgasını vurmak için bu kâfi değildir.” -H. E. Adıvar.
3196 damlaya uğramakyüreğine inmek, felç olmak.
3197 dan dun konuşmak (etmek)yerli yersiz, ileri geri konuşmak.
3198 danalar gibi bağırmak (böğürmek)çok kuvvetle bağırmak, haykırmak.
3199 dananın kuyruğu kopmakbeklenen veya korkulan sonuç gerçekleşmek. Örn: “İstediğimiz parayı vermezse işte o zaman dananın kuyruğu kopar.” -Y. Kemal.
3200 daniskasını yapmakbir işi her yolu deneyerek gerçekleştirmek.
3201 dar gelmeksıkıntı ve huzursuzluk vermek. Örn: “Acaba bu içinde yaşadığımız hava neden bu kadar dar geliyor?” -Y. K. Beyatlı.
3202 dar kaçmakistemediği bir çevreden kendini dışarı atmak.
3203 dara boğmakbirinin güç durumundan yararlanmak.
3204 dara düşmekpara sıkıntısına düşmek. Örn: “Madam onu çocuğu gibi seviyordu. Dara düştüğü günlerde hizmetini hiç aksatmadan para mara istemedi.” -T. Buğra.
3205 dara gelmek1) aceleye gelmek 2) mecbur olmak.
3206 dara getirmekaceleye getirmek.
3207 darağacına çekmekidam cezası alan bir kimseyi asmak. Örn: “Darağacına çekilmiş bir adam gibi göğsüm, nefes borularım birdenbire tıkanıverdi.” -P. Safa.
3208 darasını almakiçine bir şey konulacak kabın ağırlığını tartmak.
3209 darasını düşmekkabın ağırlığını hesaba katmamak.
3210 daraya atmak (çıkarmak)değer vermemek.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir