Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
3691 dünya gözü ile görmekölmeden önce görmek. Örn: “Seni dünya gözüyle bir daha görmeyi nasip edene şükrolsun.” -Y. Kemal.
3692 dünya gözüne zindan olmak (görünmek veya kesilmek)büyük bir karamsarlık ve umutsuzluk içinde olmak.
3693 dünya kadarpek çok. Örn: “Eve döneyim desen Feneryolu istasyonuna dünya kadar yol var.” -S. M. Alus.
3694 dünya kelamı etmek1) konuşmak 2) konuşulmaması gereken yerde konuşmak.
3695 dünya varmışsıkıntılı bir durumdan kurtulan kimsenin söylediği söz. Örn: İçerisi zindan gibiydi, oh burada dünya varmış!
3696 dünya yıkılsa umurunda değil“hiçbir şeyle ilgilenmez, sorumsuz, kaygısız” anlamında kullanılan bir söz.
3697 dünya yüzü görmemekkapalı bir yerde sürekli kalmak.
3698 dünyadan el etek (elini eteğini) çekmekbir kenara çekilip çevresiyle ilgisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmamak, dünya işleriyle ilgilenmez olmak. Örn: “Yedi saatlik evliler, şimdiden mi dünyadan el etek çekiyor?” -N. F. Kısakürek.
3699 dünyadan geçmek (el çekmek)bir kenara çekilip toplum yaşamına karışmamak.
3700 dünyadan haberi olmamakçevresinde olup bitenleri bilmemek.
3701 dünyaevine girmekevlenmek. Örn: “Yaşları daha genç görünüyor fakat buralarda yapılan ilk iş eli ekmek tutar tutmaz dünyaevine girmek olduğu için kim bilir kaç sene evvel evlendiler.” -R. N. Güntekin.
3702 dünyalara değişmemekher şeyden daha fazla sevmek.
3703 dünyalığı doğrultmakyaşamı süresince yetecek parayı kazanmak.
3704 dünyanın dört bucağıdünyanın her yanı, her yönü. Örn: Dünyanın dört bucağından gelen gezginler...
3705 dünyanın kaç bucak (köşe) olduğunu göstermek (anlamak)dünyada ne gibi güçlükler olduğunu bildirmek (anlamak), insanın başına neler gelebileceğini öğretmek veya öğrenmek.
3706 dünyanın öbür ucuçok uzak yer.
3707 dünyanın tadını çıkarmakbütün zevklerden yararlanmak, mutlu ve rahat yaşamak. Örn: “Dünyanın tadını çıkarmaya devam ettik.” -O. Kemal.
3708 dünyasından geçmekher şeye karşı ilgisiz duruma gelmek.
3709 dünyaya gelmekinsan, doğmak. Örn: “Sonunda ne kadar istedilerse de erkek çocukları dünyaya gelmedi.” -N. Cumalı.
3710 dünyaya getirmekdoğurmak. Örn: “Hayriye Hanım yedi gün evvel ilk çocuğunu dünyaya getirmiştir.” -R. N. Güntekin.
3711 dünyaya gözlerini kapamak (yummak)ölmek. Örn: “Bir sabah söyledi son sözlerini / Yumdu dünyaya ela gözlerini” -Y. K. Beyatlı.
3712 dünyaya kazık çakmak (kakmak) tkz. çok uzun ömürlü olmak, çok yaşamak.
3713 dünyaya yuf borusu öttürmekölmek. Örn: “Mektubun elinize değmesinden epeyce zaman evvel dünyaya yuf borusu öttürmüş olacak.” -R. N. Güntekin.
3714 dünyayı anlamakdünyada neler olduğunu öğrenmek, deneyimi artmak.
3715 dünyayı ben yarattım demekaşırı mağrur olmak, büyüklenmek.
3716 dünyayı ben yarattım havasında olmakçevresinde güçlü olduğu düşüncesini oluşturmak. Örn: “O da oğlanın, dünyayı ben yarattım havalarındaki tavrından rahatsız olmuştu.” -A. Ümit.
3717 dünyayı görmemekbir konuya veya bir işe aşırı odaklanıp çevre ile ilgilenmemek. Örn: “Günlerce, haftalarca kitapların içine gömülür, dünyayı görmezdim.” -R. N. Güntekin.
3718 dünyayı haram etmekbir yeri yaşanılmaz duruma getirmek. Örn: “... kadıncağıza, o iki zavallı öksüz kızcağıza, dünyayı haram ediyor.” -A. İlhan.
3719 dünyayı tozpembe görmeküzücü durumlara bile iyimser gözle bakmak. Örn: “Gümüş şamdanların, pembe karanfillerin, kristallerin renk renk, ışık ışık parladığı sofralarda melek yüzlü, tatlı dilli insanlarla konuşur, dünyayı tozpembe görürdük.” -M. Ş. Esendal.
3720 dünyayı tutmakçok yayılmak, her yere dağılmak. Örn: “Şöhreti dünyayı tutan Paris kadını nadiren güzeldir.” -A. Haşim.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir