Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
4441 gelinlik etmek1) gelin, kendisinden beklenilen hizmeti yapmak 2) aile büyüklerinin yanında susmak.
4442 gelip çatmak (dayanmak)vakti gelmek, kaçınılmaz olmak. Örn: “Ayrılık günleri geldi dayandı.” -Âşık Veysel. “Konser günü gelip çattığındaysa stadyumda mahşeri bir kalabalık vardı.” -M. Mungan.
4443 gelip geçici olmakkısa süreli, önemsiz olmak. Örn: “Bu ilişkinin nasıl olsa gelip geçici olduğunu biliyormuş gibi aldırışsızdır.” -İ. Aral.
4444 gelip geçmek1) bir yerden geçmek 2) bir makam, bir yer vb.nde kısa bir süre bulunmak 3) kısa bir süre etkin olmak. Örn: “Kızcağız bilir ki bu sözler kızgınlık sözleridir, gelir geçer.” -M. Ş. Esendal.
4445 gelsin ... (gelsin ... gitsin ...)1) yaşantı veya durumun rahatlığını anlatan bir söz. Örn: “Ondan sonra o masanın üstüne yığılan mezeler, gelsin gır gır, alay, muziplik.” -H. Taner. 2) sorumsuzca davranıp işine gereken önemi vermemeyi anlatan bir söz.
4446 gem almakat, alışıp hizmete elverişli duruma gelmek.
4447 gem almamaksöz dinlememek.
4448 gem vurmak1) hayvanın ağzına gem takmak 2) mec. her türlü taşkınlığı, isteği, hevesi vb.ni engellemek. Örn: “Senin bütün emellerin, azgın kalbinden korktuğun, ona gem vurmak istediğin içindir.” -P. Safa.
4449 gemi azıya almak1) at, gemi azıları arasına alıp etkisiz bırakarak süvarisinin yönetiminden çıkmak ve alabildiğine koşmak 2) mec. söz dinlemez olmak. Örn: “Kim var kim yok geldi toplandı. Derken her kafadan bir ses çıktı, kimi kâh nalına, kâh çivisine vurdu, kimi gemi a
4450 gemi baş vurmak den. önden gelen dalgalarla gemi başı kalkıp kalkıp inmek.
4451 gemi dövünmek den. şiddetli dalgaların etkisiyle gemi bağlı veya demirli olduğu yerde inip kalkmak, sallanmak.
4452 gemi gezmek den. dış etkiler yüzünden gemi rota çizgisinden ayrılıp sancak veya iskele yönüne ilerlemek.
4453 gemi karaya oturmakgemi, sığ bir yere saplanıp kalmak.
4454 gemini kısmakbir kimsenin üzerindeki baskıyı arttırmak.
4455 gemisini yürütmekbir işi hiçbir engel tanımadan sürdürmek.
4456 gemiyi rotasına koymak den. gemiyi pusula ile gideceği yönde belli olan rota çizgisi üzerine getirmek.
4457 gemiyi tutmak den. gemiyi belirli bir yerde bir süre bekletmek, çalışmadan durmak.
4458 gemiyi yatırmak den. altını temizlemek amacıyla küçük gemileri yan döndürmek.
4459 geniş bir nefes almaksıkıntılı bir durumdan kurtulmak, ferahlığa kavuşmak.
4460 geniş karşılamakhoşgörü ile değerlendirmek. Örn: “Bu vahim skandalı, bu mahdut dışarlık çocuğu niçin bu kadar geniş karşılıyordu?” -R. N. Güntekin.
4461 genizden konuşmak (çıkarmak)burnu tıkalı gibi konuşmak. Örn: “Genzinden çıkardığı seslerle ağlama taklidi yapıyordu.” -O. C. Kaygılı.
4462 gerçek yüzünü göstermeksakladığı düşüncelerini sonradan ortaya koymak.
4463 gerdan kırmak1) naz ile boynu başla birlikte iki yana oynatarak kırıtmak. Örn: “Avrupa tiyatrosunda işveli gerdan kırışları, meşhur kantolarıyla, ortalığı kırıp geçirdiği zamanlar!” -A. İlhan. 2) mec. boynu, başı geriye oynatarak büyüklük taslar bir durum almak.
4464 gerdeğe girmekgelinle damat düğün gecesi bir araya gelmek.
4465 gereği düşünülmekbir sorunu sonuçlandırmak için tutulacak yolu kararlaştırmak.
4466 gereği gibinasıl olması gerekli ise öyle. Örn: Gereği gibi davranmak.
4467 gerek görmekyapılmasını istemek. Örn: “İçeri giren polisin onları sorgulamaya bile gerek görmeden kurşuna dizdiğini söylediler.” -A. Ümit.
4468 gerekçe göstermekgerektirici sebep ve doküman ileri sürmek.
4469 gerekli görmekyapılması icap etmek. Örn: “Ruslar, gerekli gördükleri her yerde konsoloshane açabilecekle.” -N. F. Kısakürek.
4470 gerekli kılmakicap ettirmek.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir