Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
5161 hava kararmak1) güneşin batmasıyla ortalık kararmak. Örn: “Hava iyice kararmış, caddenin bütün elektrikleri yanmıştı.” -P. Safa. 2) gökyüzü iyice bulutlanmak.
5162 hava patlamakfırtına çıkmak. Örn: “Hava patlamışken, dalgalarla yumruk yumruğa boğuşan bir adamın yazgısını paylaştın mı?” -Z. Selimoğlu.
5163 hava vermek1) tekerlek vb. cisimleri hava ile şişirmek, şişkinliğini artırmak, hava basmak 2) tıp akciğerlere basınç altında hava veya oksijen doldurmak.
5164 hava yapmak1) kalorifer peteğinde sıvının yerine hava dolmak 2) mec. böbürlenmek.
5165 havada kalmak1) yerden yüksekte bulunmak. Örn: Masanın bir ayağı kısa olduğundan havada kalıyor. 2) mec. sonuca ulaşmamak. Örn: “Yine de bir öğretmenin iyi niyetinin, ilgisinin böyle havada kalışından acı duydu.” -A. Ağaoğlu. 3) mec. bir iddia dayanaksız olduğundan
5166 havadan nem kapmaken küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak. Örn: “Burası, bir loca meydanı gibi, havadan nem kapmaya alışık bir çevreydi.” -A. N. Karacan.
5167 havalara uçmakçok sevinmek. Örn: “Buna pek sevinmişti, oğlum memur oldu diye havalara uçuyordu.” -E. Bener.
5168 havale gelmek1) postane veya banka yoluyla para gelmek 2) gebe ve çocuklara çoğu zaman bayılma, yüksek ateşle beraber çırpınma krizleri gelmek.
5169 havan batsın“böbürlenmen boşa çıksın” anlamında kullanılan bir söz.
5170 havan dövücünün hınk deyicisi“başkasına yardım edecek veya yüreklendirecek gücü olmadığı hâlde öyle görünüp yardakçılık eden kimse” anlamında kullanılan bir söz.
5171 havanda su dövmekboşuna uğraşmak. Örn: “Havanda su dövmeyelim, önce namussuzu bulalım sonra bunları konuşalım.” -M. İzgü.
5172 havanın gözü yaşlı“nerede ise yağmur yağacak” anlamında kullanılan bir söz.
5173 havasına uymak1) bulunduğu çevre ve ortamı benimsemek 2) birinin huyunu almak.
5174 havasını almak1) kalorifer peteğinde oluşan havayı boşaltarak sıvı maddenin dolmasını sağlamak 2) mec. birinin eli boş çıkmak 3) mec. birini sakinleştirmek 4) mec. karşıdaki kişinin böbürlenmesinin boşuna olduğunu ortaya çıkarmak.
5175 havasını bulmakkeyiflenmek, neşelenmek.
5176 havaya girmek1) hazır olmak 2) kibirlenmek.
5177 havaya gitmekhiçbir şeye yaramamak, boşa gitmek.
5178 havaya pala (kılıç) sallamakboşuna, gereksiz çaba harcamak.
5179 havaya savurmakgereksiz yere harcamak.
5180 havaya uçmak1) patlama dolayısıyla zarar görmek 2) mec. havaya gitmek.
5181 havayı bozmakbir topluluğun keyfini kaçırmak. Örn: “Şirket kurulalı beri Nihat kadar ticarethanenin havasını bozan bir memur gelmemişti.” -H. E. Adıvar.
5182 havayı koklamak1) bir yere göz atmak 2) gelişmeleri veya ortamı anlamaya çalışmak.
5183 havlu atmak1) sp. çalıştırıcı, sporcusunun karşılaşmayı terk ettiğini bildirmek için ringe havlu fırlatmak 2) başarısızlığını kabul edip mücadeleyi bırakmak, pes etmek.
5184 havsalası almamakaklı kabul edememek. Örn: “Bir genç kızın evinden başka bir yerde sabahlamasını havsalası almıyormuş.” -A. İlhan.
5185 havsalasına sığmamak1) aklı almamak, kavrayamamak 2) kabul edememek.
5186 havyar kesmek argo çalışmadan vakit geçirmek, vakti boşa harcamak. Örn: “Bu adam bir gün doğar, fena bir aile içine girer, haylaz olur, mektebin arka sıralarında havyar keser, daima tekdir edilir.” -P. Safa.
5187 hay hayı gitmek vay vayı kalmaksağlığını, gençliğini yitirerek yakınır duruma gelmek.
5188 hayâ perdesi yırtılmakutanç duymamak. Örn: “Atalarımızın ar ve hayâ perdesi yırtılmak diye pek düşündürücü bir tabirleri vardır.” -R. N. Güntekin.
5189 hayal gibiince, zarif. Örn: “Dudaklarının kenarından hayal gibi beyaz bir dil geçti.” -S. F. Abasıyanık.
5190 hayal kırıklığına uğramakçok istenilen veya umulan bir şeyin gerçekleşmemesinden üzüntü duymak. Örn: “Bir hafta sonra sargıları açıp eserini incelediğinde hayal kırıklığına uğradı.” -İ. O. Anar.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir