Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
6691 kıçüstü oturmak1) kıçı yere gelir duruma düşmek 2) mec. herhangi bir konuda yenilmek, umduğuna ulaşamamak.
6692 kıkır kıkır gülmekiçinden gelerek sesli sesli bir biçimde gülmek. Örn: “Kapalı panjurların ardında, ayıp şeyler anlatıp kıkır kıkır gülüyorlar.” -A. İlhan.
6693 kıl gibiipince, incecik.
6694 kıl kapmakbirisine sinirlenmek, hareketlerinden rahatsız olmak.
6695 kıl olmakbirisi sinirine dokunmak.
6696 kılağısını almakkesici araçları bileği taşına veya kayışa sürterek keskinliğini artırmak.
6697 kılı kıpırdamamakdurum ve davranışını değiştirmemek, aldırış etmemek, umursamamak. Örn: “Hikmet Bey yaman adam, dikkat ettim, hiç istifini bozmadı, kılı kıpırdamadı.” -H. Taner.
6698 kılı kırk yarmaktitiz ve ayrıntılı bir biçimde incelemek, önemle üstünde durmak. Örn: “Senin gibi kılı kırk yaran bir kıza name beğendirme başarısından dolayı sevgiliniz beyefendiyi kutlarım.” -H. R. Gürpınar.
6699 kılıbıklık etmekkılıbığa yakışan davranışlarda bulunmak.
6700 kılıcı kınına koymaksavaşı bırakmak, savaştan vazgeçmek.
6701 kılıç çalmakkılıçla savaşmak, kılıç ile öldürmek.
6702 kılıç çekmeksaldırmak veya selamlamak amacıyla kılıcı kınından çıkarmak.
6703 kılıç kuşanmak (takmak)kılıcı olmak ve onu taşıyacak güce ve yetkiye hak kazanmak. Örn: “Harbiyede beraber okumuşlar, beraber kılıç kuşanmışlardı.” -H. E. Adıvar.
6704 kılıç oynatmakegemen olarak yaşamak.
6705 kılıç sallamakkılıç ile dövüşmek, düşman üzerine kılıçla saldırmak.
6706 kılıç üşürmekkılıç çekerek saldırmak. Örn: “Kale kapılarında Allah adına birbirine kılıç üşürenler...” -A. İlhan.
6707 kılıçlama kaçmakyan yan koşarak çaprazlamasına gitmek.
6708 kılıçtan geçirmekçok sayıda insanı kılıçla topluca öldürmek. Örn: “Bizim zavallı soydaşlarımıza kadar önünüze kim rast geldiyse kılıçtan geçirdiniz.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
6709 kılıfına uydurmakbir durum ve tutuma, yöntemine uygun biçim vermek.
6710 kılığa bürünmekoymuş gibi görünmek.
6711 kılık kıyafeti düzmekgiysilerini yenilemek.
6712 kılıktan kılığa girmek1) giysi değiştirmek 2) sık sık düşünce değiştirmek.
6713 kılına halel gelmemekhiçbir zarara uğramamak. Örn: “Her şeyi kılıfına uydurduktan sonra kılına halel gelmez.” -M. İzgü.
6714 kılını (bile) kıpırdatmamak (oynatmamak)bir olay karşısında ilgisiz kalmak, en küçük bir tepki göstermemek. Örn: “Yüzlerce Berlinli kendisini seyrediyormuş gibi kılını kıpırdatmadan resim yapardı.” -S. Birsel.
6715 kımkım etmekbir işi ağır ağır yapmak, oyalanmak.
6716 kına (kınalar) yakmak (koymak, sürmek, vurmak, yakınmak, yakılmak)1) kınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürmek. Örn: “Bazıları bütün ele, avuçlara değil, yalnız bir tek parmağın baş kısmına kına koyarlardı ki buna yüksük kına tabir olunurdu.“ -R. H. Karay. 2) mec. birinin uğradığı kötü d
6717 kına gibiçok ince (toz durumundaki şey). Örn: “Kına gibi derler o taraflarda iyi işlenmiş topraklara.” -N. Cumalı.
6718 kıpkırmızı kesilmek (olmak)yüz herhangi bir nedenle çok kızarmak. Örn: “Kız utancından kıpkırmızı kesilmiş.” -Ö. Seyfettin. “Orhan'ın pembe esmer yüzü kıpkırmızı olmuştu.” -T. Buğra.
6719 kır boynunu!“defol! çekil! git!” anlamında kullanılan bir söz.
6720 kıraat etmek1) Kur'an'ı belli kural ve işaretlere göre okumak 2) okumak. Örn: “Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur.” -Y. K. Beyatlı.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir