Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
7471 merdiven dayamakileri bir yaşa yaklaşmak. Örn: “Elliye merdiven dayadık, ötesine de geçtik.” -N. Araz.
7472 merhaba çakmak hlk. selamlamak. Örn: “Kişileri kendi adıyla anmıştım, ona buna, yardımına koşan bunca kişilere bir merhaba çakayım diye.” -A. Erhat.
7473 merhaba etmekhâl hatır sormak, görüşüp konuşmak. Örn: “Bir oturun bakalım, bir merhaba edelim!” -M. Ş. Esendal.
7474 merhamet duymakacıma veya şefkat duygusu uyanmak veya kabarmak. Örn: “Ömrümde hiç kimseye bu kadar saf ve derin merhamet duymamıştım.” -P. Safa.
7475 merhamete gelmekacıma duygusuna kapılmak.
7476 merhem olmakbir derde çare olmak.
7477 mermer gibibeyaz, parlak, sert, sağlam ve pürüzsüz.
7478 mesafe almakbir konuda veya çalışmada önemli ölçüde ilerlemek.
7479 mesafe bırakmak (koymak)ilişkilerde samimi olmamak.
7480 mesafe katetmekyol almak, ilerlemek. Örn: “Tam mesafe katettiğimiz zaman bizi nasıl yarı yolda bırakırsın?” -O. Aysu.
7481 mesai yapmakbir iş yerinde, yasal günlük iş süresi dışında ek bir ücretle fazla çalışmak.
7482 mesaiye kalmakmesai yapmak.
7483 mesaj bırakmakyazı veya sözle bilgi vermek. Örn: “Giderken ona bir mesaj bırakmamış, haber de vermemiş.” -A. Ş. Hisar.
7484 mesaj vermekduygu ve düşünceleri karşı tarafa dolaylı bir biçimde anlatmak.
7485 mesele çıkarmaksorun çıkarmak.
7486 mesele yok!“herhangi bir sıkıntı, güçlük yok!” anlamında kullanılan bir söz.
7487 mesken tutmakyerleşmek. Örn: “Yârim İstanbul'u mesken mi tuttun / Gördün güzelleri beni unuttun” -Halk türküsü.
7488 meskûn kılmakbir yeri şeneltmek.
7489 meskût geçmeksöylemeden geçmek.
7490 meskût kalmakkonuşulmamak.
7491 mesleğinin eri (erbabı) olmakişinin uzmanı veya ustası olmak. Örn: “Mesleğimin eri olduğumu takdir edersiniz.” -R. N. Güntekin.
7492 mesnetsiz atmakdayanağı olmadan konuşmak.
7493 mesul tutmaksorumlu görmek. Örn: “Suçuna bakmadan bir de bu vaziyetten beni mesul tutmak istiyor, kabahati bana yüklüyor.” -E. İ. Benice.
7494 mesuliyet almaksorumluluk almak. Örn: “Üstümüze ağır bir mesuliyet aldık.” -A. Gündüz.
7495 meşakkate katlanmakgüçlüğe, sıkıntıya dayanmak, göğüs germek.
7496 meşale çekmekönderlik etmek, önayak olmak.
7497 meşin gibi1) kararmış ve sertleşmiş (insan derisi) 2) iyi pişirilmeyip çiğ kalmış (et).
7498 meşk almakders almak.
7499 meşk vermekders vermek. Örn: “Esasen hemen onun meşk vereceği kızları getirmiş, ona takdim etmişti.” -H. E. Adıvar.
7500 meşru sayılmakgeçerli bulunmak. Örn: “Meşru sayılan adilik ve faziletsizliklerden hiçbiri onda yoktu.” -P. Safa.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir