Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
8371 piyango çekmektalih oyunu için hazırlanmış kâğıtlardan birini bulunduğu yerden almak.
8372 piyango vurmak (çıkmak)1) piyangoda ikramiye kazanmak 2) beklenmedik bir yerden büyük kazanç sağlamak.
8373 piyasa etmekdolaşmak. Örn: “Akşamları böyle kapı önünde piyasa eder.” -R. N. Güntekin.
8374 piyasaya almamakönem vermemek, değersiz görmek. Örn: “Beni kimse piyasaya almaz arkadaş, ben dünyanın en aşağılık insanıyım. Sokaktaki itler bile piyasaya almazlar beni.” -O. Kemal.
8375 piyasaya çıkmak1) bir ürün satışa sunulmak 2) fuhuş yapmak üzere müşteri aramak.
8376 piyasaya düşmek1) çok bulunur olmak 2) kadın, kötü kadın olmak.
8377 plak bozulmak argo can sıkmak, bıkkınlık verecek biçimde konuşmak, dırdır etmek.
8378 plan kurmak1) bir amacı gerçekleştirecek şeyleri düşünmek, tasarlamak. Örn: “Yukarıdaki hizmetçisini karşısına almış, plan kuruyordu.” -E. E. Talu. 2) mec. bir düzen hazırlamak.
8379 pof diyepof sesi çıkararak. Örn: Yastık pof diye yere düştü. Balon pof diye söndü.
8380 poker çevirmekpoker oynamak. Örn: “Kış geceleri arkadaşlar arasında bir el poker çevirmek de keyiftir.” -P. Safa.
8381 polat gibiçelik gibi, güçlü kuvvetli. Örn: “Atletinin örtmediği pazıları polat gibi.” -R. H. Karay.
8382 polemiğe girmek (girişmek)siyasi, bilimsel veya edebî konularda sert tartışmalar yapmak. Örn: “Polemiğe girdiği genç kuşak yazarların soluksuzluğunu yoksulluk yılları ürünü olmalarına bağlamıştı.” -H. Taner. “Delegasyonumuz aleyhine çalakalem bir polemiğe girişmiş bulunuyordu.” -
8383 polemiğe kaçmakkonudan uzaklaşıp dalaşmak. Örn: “Politikada herkes birbirini polemiğe kaçmakla suçluyor.” -A. Boysan.
8384 poliçe çekmekbir müşteriye ödeme yapması için bildiride bulunmak.
8385 politik davranmakbelli bir amaca ulaşmak için uzlaşmaya, iyi geçinmeye önem vererek hareket etmek.
8386 politika gütmekpolitika izlemek.
8387 politika yapmakbir işi çözümlemek için politika yolunu kullanmak.
8388 popülarite kazanmakhalk tarafından sevilmek, tutulmak. Örn: “Bir halk çocuğu olarak popülarite kazanmış, önce elinizde, sonra partinizde basamakları çıkmış, parlamentoya girmişsiniz.” -H. Taner.
8389 post elden gitmek1) öldürülmek 2) bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak.
8390 post vermekcanını vermek, ölmek. Örn: “Az değildir varmadan senin gibi yurduna / Post verenler yabanın hayduduna, kurduna” -F. N. Çamlıbel.
8391 posta etmek1) görevliler, birini resmî bir daireye götürmek 2) birini, gönlü olmasa da bir kimseye teslim edip bir yere göndermek.
8392 posta koymak (atmak) tkz. birini korkutmak, gözdağı vermek. Örn: “Daha dün Kel Mahmut'u yıkayıp yağlayan yavşak bugün kalkmış ona posta koyuyor.” -R. Ilgaz.
8393 posta yapmakbir yere gidip gelmek, sefer yapmak. Örn: Araba şehre günde üç posta yapar.
8394 postaya atmak (vermek)mektup, gazete, paket vb.ni gideceği yere ulaşması için posta kuruluşuna vermek, postalamak. Örn: “Evet. Dilekçeyi de şimdi verdim postaya.” -T. Buğra.
8395 postayı kesmek1) ilgiyi kesmek 2) bir şeyi yapmaktan vazgeçmek. Örn: Ben postayı kestim, artık toplantılara gitmeyeceğim.
8396 postu deldirmek argo 1) kurşunla vurulmak 2) ölmek. Örn: Sen o zamana kadar postu çoktan deldirmiş, kuyruğu titretmiş olursun.
8397 postu kurtarmaköldürülmek tehlikesini atlatmak. Örn: “Binlerce kişiden ancak birkaç kişi postunu kurtarabildi.” -F. R. Atay.
8398 postu sermekgittiği yerde uzun süre kalmak. Örn: “Sabiha Hanım'ı eğlendirmek bahanesiyle konağa postu sermiş.” -H. E. Adıvar.
8399 postundan olmakbulunduğu makamı yitirmek. Örn: “Bizim Balkanlı arkadaşlar ise böyle bir hadise neticesinde postundan olmak gibi fena bir akıbete uğrayacaklarından korkuyorlardı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
8400 pot kırmakyersiz ve karşısındakine dokunacak söz söylemek, gaf yapmak. Örn: “Gri redingotlu efendi, bir pot kırdığını hemen anlamış olacak ki sözünü çevirdi.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir