Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
9481 tarih düşürmekönemli sayılan bir olayın, çoğunlukla nazım biçiminde söylenen sözlerle, ebcet hesabına göre tarihini belirtmek.
9482 tarihe geçmekönemi bakımından unutulmayacak bir durum kazanmak. Örn: “Bütün ömründe tek bir kitap yazmış ve sadece bu kitabıyla tarihe geçmiştir.” -A. Boysan.
9483 tarihe karışmakunutulmak, yalnız adı kalmak. Örn: “Bir yaş gelir ki ondan sonra ehemmiyet verdiğiniz şeyler tarihe karışmış yani hayattan çıkmıştır.” -A. Ş. Hisar.
9484 tarizde bulunmaksözle sataşmak, taşlamak.
9485 tarla açmakçalıları, ağaçları, taşları kaldırarak veya ormanlık bölgede ağaç keserek, yakarak bir yeri sürülüp ekilir duruma getirmek.
9486 tartak martak etmekkazıp dağıtmak, darmadağın etmek.
9487 tartışma götürmekbir konu tartışmaya açık olmak. Örn: “İki yandan gelen arabaların orada yolu tıkadığı tartışma götürmez.” -S. Birsel.
9488 tartışmaya girmekmünakaşa etmeye başlamak. Örn: “Mustafa'nın yanında bir tartışmaya girmek de istemiyorum.” -A. Ümit.
9489 tartma tartmakbaş örtüsü takmak. Örn: “Bayanlar sırtlarına toza, yağa dayanır birer takım giydiler, başlarına da birer tartma tarttılar, ... fabrikaya gittiler.” -M. Ş. Esendal.
9490 tas gibi1) saçsız, dazlak 2) çok düz, açık.
9491 tasa çekmekkaygılanmak, üzüntü içinde olmak, üzülmek. Örn: “Toprağı yeşertmeye lazımsa benim kanım / Hiç tasa çekme, çoktan ben yurduma kurbanım” -F. N. Çamlıbel.
9492 tasası sana mı düştü?“sen karışma, seni ilgilendirmez” anlamında kullanılan bir söz. Örn: “Sonra, dedim, bunun tasası sana mı düştü?” -M. Ş. Esendal.
9493 tasasına düşmekderdine düşmek.
9494 tası tarağı toplamakher türlü ilişkiyi kesmek üzere hazırlanmak. Örn: “Tası tarağı toplayıp ortalıktan usul usul tüyüyorsunuz.” -T. Uyar.
9495 tasvip görmekbirinin bir düşünce ve davranışı uygun, yerinde bulunmak.
9496 tasvir gibiçok güzel (kimse). Örn: “... beyim, dadılar, tayalarla şımartılmış, kuşsütüyle beslenmiş, beyaz, tüysüz, oğlandan çok kıza yakın, tasvir gibi bir civan.” -H. Taner.
9497 taş atıp kolu yorulmamakbir kazancı hiç yorulmadan sağlamak. Örn: “Taş atıp kolunuz yorulmadan üstüne konduğunuz paranın nasıl kazanıldığını bir yazarsak görürsünüz.” -H. E. Adıvar.
9498 taş atmakbirine dolaylı olarak iğneleyici, dokunacak bir söz söylemek. Örn: “İkide birde bana bunun için taş atıyordu.” -R. N. Güntekin.
9499 taş attın da kolun mu yoruldu?bir kazancın hiç yorulmadan sağlandığını anlatan bir söz.
9500 taş bebek gibiçok güzel fakat genellikle soğuk ve donuk (kadın).
9501 taş çatlasa1) bütün olanakların kullanılmış olmasına karşın. Örn: “Bunlardan en iyisini taş çatlasa konakta iki aydan fazla tutamazdı.” -R. N. Güntekin. 2) ne olursa olsun 3) en fazla. Örn: “Taş çatlasa otuz yaşlarında görünen genç kadın yanındaki boş yere oturmuş
9502 taş düşürmekböbrekte oluşan kum ve taşları vücuttan atmak.
9503 taş gibi1) çok sert, çok katı 2) çok sağlam 3) hareketsiz. Örn: “Bütün galeyanı, bu taş gibi karşısında oturan, her an fırlayacak adam önünde tavsadı.” -N. Hikmet. 4) vücudu diri, taze (kadın).
9504 taş kesilmek1) çok şaşırıp ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilememek. Örn: “Salonun içinde kimse kımıldayamadı. Hepsi olduğu yerde dondu. Taş kesildi.” -Ö. Seyfettin. 2) sesini çıkaramaz olmak. Örn: “Hayvan sanki taş kesilmiş ve kulaklarını dimdik dikmişti.” -O. C.
9505 taş kırdırmakböbrek taşlarını çeşitli yollarla parçalara ayırarak vücuttan atmak.
9506 taş koymakengelleyecek biçimde davranmak. Örn: “Damadım hakkında kötü şeyler düşünmeni, bu işe taş koymanı istemiyorum.” -O. Kemal.
9507 taş sürmeksatranç, dama, domino vb. oyunlarda taşlardan birini oynatmak.
9508 taş taş üstünde bırakmamakbaştan başa yıkıp yerle bir etmek. Örn: “Kaçsan da kaç para eder? Sana, köyde taş taş üstünde bırakmayacak diyorum.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
9509 taş yağar kıyamet koparkentelaşlı ve tehlikeli zamanları anlatan bir söz.
9510 taşa çekmekbileği taşında kılağılamak.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir