Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
1051 acısını görmekbir yakınının ölümünü görmek.
1052 aciz içinde olmakgücü yetmemek, becerememek.
1053 âciz kalmakçok uğraşmasına karşın bir işi yapamamak. Örn: “Kitaplar Taptuk'u anlatmaktan âciz kalır.” -A. Kabaklı.
1054 acze düşmekçaresiz kalmak, elinden bir şey gelmemek.
1055 aç açık kalmakyoksulluk içinde, evsiz barksız kalmak.
1056 aç doyurmakyoksulları beslemek.
1057 aç kalmak1) karnını doyuramamak. Örn: “Fatma'nın yemek çantası olmasaydı, dün aç kalmıştım.” -F. R. Atay. 2) yoksulluğa düşmek.
1058 aç kurt gibibüyük bir istekle.
1059 aç susuz kalmak1) yoksulluktan yaşayamayacak bir duruma gelmek 2) yoksul bir duruma düşmek.
1060 açığını kapamak (kapatmak)1) eksiğinin veya küçük düşürücü durumunun anlaşılmamasını sağlamak 2) eksiğini tamamlamak.
1061 açık düşmek1) herhangi bir sebeple bir filodan veya istenilen yerden uzakta kalmak 2) sp. yağlı güreşte yenilgi sebebi olan sırtı veya yanı toprağa değmek.
1062 açık kapamakbütçenin gider fazlasını, para sağlayarak ortadan kaldırmak.
1063 açık kapı bırakmakgereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak, kesip atmamak.
1064 açık vermek1) geliri, giderini karşılamamak 2) gizlenmek istenen bir olayı, bir düşünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açıklamak.
1065 açıklar livası olmak alay işsiz ve kazançsız kalmak.
1066 açıklığa kavuşturmakbir konu veya sorunu aydınlatmak, kapalılıktan kurtarmak, anlaşılır duruma getirmek.
1067 açıklık getirmekbir konu veya sorunu anlaşılır duruma getirmek.
1068 açıklık kazanmakbir konu aydınlanmak, anlaşılır duruma gelmek.
1069 açıkta kalmak (olmak)1) iş ve görev bulamamak 2) yersiz yurtsuz kalmak 3) birkaç kişinin birlikte eriştiği bir iyilikten yararlanamamak.
1070 açıktan almak1) den. açıktan geçmek 2) mec. bir tehlikenin uzağından geçmek.
1071 açılıp saçılmak1) kadın açık saçık giyinmeye başlamak 2) kadın eskisine göre ölçüsüz davranışlarda bulunmaya başlamak.
1072 açlığını öldürmekaçlık duygusunu yatıştırmak. Örn: “Kaldırılmış harman yerlerinden buğday toplayıp açlığımızı öldürdük.” -O. Kemal.
1073 açlık çekmekyoksulluk içinde bulunmak.
1074 açlıktan gözü (gözleri) dönmek (kararmak)çok acıkmak. Örn: “Bu akşam açlıktan gözü dönmüş bir hâlde bir evin mutfağına girmişti.” -S. F. Abasıyanık.
1075 açlıktan imanı gevremekçok acıkmak.
1076 açlıktan nefesi kokmakyoksulluk içinde bulunmak.
1077 açlıktan ölmekdayanılmaz derecede acıkmak, çok acıkmak.
1078 açlıktan ölmeyecek kadarçok az. Örn: Açlıktan ölmeyecek kadar yiyor.
1079 açmaza düşmekiçinden çıkılması güç durumda kalmak.
1080 açmaza getirmek (düşürmek)düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir