Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
1801 avucunun içine almakbir kimseyi baskı ve etkisi altına almak.
1802 avuç (avucunu) açmak1) dilenmek, para istemek. Örn: “İki gündür yemek yemedim ama daha avuç açmadım.” -N. Hikmet. 2) yardım istemek. Örn: “Elinde böyle bir sanat varken herkes sana avuç açmaktan başka ne yapabilir?” -N. F. Kısakürek.
1803 avukat tutmakadli işlemleri gereğince yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu yetkili kılmak. Örn: “Kasabadan Bilâl Efendi'yi avukat tuttular.” -M. Ş. Esendal.
1804 avurdu avurduna geçmekçok zayıflamak.
1805 avurt satmak (avurt zavurt etmek)1) beceremeyeceği şeyleri becerebilecekmiş gibi konuşmak 2) korkutucu sözler söylemek.
1806 avurtları çökmek (birbirine geçmek)çok zayıfladığı yüzünden belli olmak. Örn: “Hüdai, Bayram'ın avurtları çökmüş solgun yüzüne bakarak bir varsayım yapmıştı.” -A. Kulin.
1807 ay gibiay parçası.
1808 ay harmanlanmakayın çevresinde ayla oluşmak.
1809 ayağa fırlamakhızla ayağa kalkmak. Örn: “Derken balıkçı öfkeyle ayağa fırladı, kafese kapatılmış bir kaplan gibi dolandı güvertede.” -A. Erhat.
1810 ayağa kaldırmaktelaş ve heyecana düşürmek.
1811 ayağa kalkmak1) ayakları üzerinde durmak, dikilmek. Örn: “Yeniden ayağa kalkıyorum, pencereye kadar gidiyorum.” -A. Ümit. 2) hasta iyi olmak, iyileşmek 3) saygı göstermek için oturma durumundan ayaküzeri durumuna geçmek 4) harekete geçmek. Örn: “O gün yer yerinden o
1812 ayağı (ayakları) dolaşmakyürürken telaştan ayakları birbirine takılmak.
1813 ayağı (ayakları) suya ermekbir gerçeği anlayarak aklı başına gelmek.
1814 ayağı almak hlk. halay oyunlarında ayağı tempoya uydurmak.
1815 ayağı düze basmakgüçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek.
1816 ayağı gitmemek1) gitmek istememek 2) oynarken çalınan oyun havasının ritmine uygun hareket edememek.
1817 ayağı ile gelmek1) kendi isteğiyle gelmek 2) emek çekilmeden elde edilmek.
1818 ayağı yerden kesilmek1) ayağı yere değmez olmak 2) bir taşıta binip yaya yürümekten kurtulmak 3) mec. çok mutlu olmak.
1819 ayağına (ayaklarına) kapanmak1) alçalırcasına yalvarmak. Örn: “Sandılar ki ihtiyar bahçıvan, paçaları sıvayacak, yeğenine Rabia'yı almak için paşanın ayaklarına kapanacak.” -H. E. Adıvar. 2) bağışlanmak için yalvarmak.
1820 ayağına bağ olmakbirinin bulunduğu yerden ayrılmasına veya yaptığı işi sürdürmesine engel olmak.
1821 ayağına bağ vurmakönüne bir engel çıkarmak.
1822 ayağına çağırmakyanına gelmesini istemek.
1823 ayağına çelme takmak1) biri yürürken ayakları arasına ayak uzatıp düşürmek 2) mec. birinin işinde yükselmesine engel olmak.
1824 ayağına dolanmak (dolaşmak)1) başkasına yapmayı tasarladığı kötülük kendi başına gelmek 2) iş yapmakta olan birine engel olmak, yürümesine engel olmak.
1825 ayağına düşmekçok yalvarmak. Örn: “Obanın bütün kadınları, delikanlıları ayağına düştü.” -Y. Kemal.
1826 ayağına geçirmekbir şeyi aceleyle giymek.
1827 ayağına gelmek1) alçak gönüllülük göstererek birinin yanına gelmek 2) emek çekilmeden elde edilmek. Örn: Kısmet ayağına geldi.
1828 ayağına getirmeksıra, saygı gözetmeksizin birinin yanına gelmesini sağlamak.
1829 ayağına ip takmakbir kimseyi çekiştirmek. Örn: “Ara sıra ötekinin berikinin ayağına ip takmaktan başka konuşacak lakırtıları olmazdı.” -R. N. Güntekin.
1830 ayağına kira istemekgelmeye nazlanmak, üşenmek.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir