Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
2431 bir şey (şeyler) olmak1) huyu, durumu, tutumu değişmek, yeni huylar edinmek. Örn: Son zamanlarda ona bir şeyler oldu. 2) bayılır gibi olmak, birden fenalık gelmek. Örn: Bana bir şeyler oluyor, dedi ve bayıldı. 3) ölmek. Örn: Bana bir şey olursa çocuklar size emanet.
2432 bir şey sanmakbir kimseyi, bir şeyi, bir yeri gerçeğinden, olduğundan başka türlü düşünerek hayal kırıklığına uğramak, değerlendirmede yanılmak. Örn: Tüccar deyince biz de onu bir şey sandık.
2433 bir şey söylemek1) konuşmak 2) belirtmek, anlatmak, ifade etmek.
2434 bir şeye benzememekişe yarar durumda olmamak.
2435 bir şeyler, bir şeylerdaha fazla açıklamamak, kısa kesmek gerektiğinde söylenen bir söz.
2436 bir tahtası eksik tkz. akılca eksik, yarım akıllı.
2437 bir tarafa bırakmak (koymak)önemsememek, benimsememek, ertelemek.
2438 bir tarakta bezi olmamaksözü edilen konu ile ilgisi olmamak, bilgisi bulunmamak.
2439 bir taşla iki kuş vurmakbir davranışla birden çok yararlı sonuca ulaşmak.
2440 bir tat, bin feryatmutluluktan çok, sıkıntısı olan. Örn: “O zamana kadar kira köşelerinde sürünmekten bir tat, bin feryat, türlü sıkıntılara giriftar olmuşken...” -H. Z. Uşaklıgil.
2441 bir tek atmakbir kadeh içki içmek. Örn: “Canım şurada bir tek atalım, serinleriz, konuşuruz, dediler.” -R. H. Karay.
2442 bir torba kemikçok zayıf.
2443 bir tutmak (görmek)eşit saymak, eşit görmek.
2444 bir yakadan baş çıkarmakbir çatı altında dirlik düzenlik içinde yaşamak.
2445 bir yastığa baş koymakevli bulunmak.
2446 bir yaşına daha girmekşimdiye değin görmediği şaşılacak yeni bir şeyle karşılaşmak. Örn: “Ah anacığım bir yaşıma daha girdim, dünyada her şey aklıma gelirdi de tefle ayı oynatmak gelmezdi.” -O. C. Kaygılı.
2447 bir yiyip bin şükretmekkötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değerini bilmek. Örn: “Bekâr olduğumuza bir yiyelim de bin şükredelim.” -R. N. Güntekin.
2448 bir yol tutturmakbir davranış, bir tutum biçimi belirlemek. Örn: “Herkes bir yol tutturmuş kendince / Bir düzen kurmuş iyi kötü” -B. Necatigil.
2449 bir yolunu bulmakçare bulmak, çözüm üretmek. Örn: “Hemen bir yolunu bulurlar yükü üstlerinden aşırmanın.” -A. Ağaoğlu.
2450 birbiri için yaratılmış olmakbirbiriyle çok iyi anlaşmak.
2451 birbiri üstüne gelmekarka arkaya meydana gelmek, ara vermeden olmak. Örn: “Son günlerde birbiri üstüne gelen yorgunluklardan söz etti.” -N. Cumalı.
2452 birbirine düşmekaraları açılmak, aralarında anlaşmazlık çıkmak.
2453 birbirine girmek1) karışmak 2) iplik vb. dolaşmak, çözülmeyecek duruma gelmek 3) mec. kavga etmek, dövüşmek. Örn: “Bunun için sabır, sükûnet, soğukkanlılık gerek hâlbuki biz birbirimize giriyoruz.” -H. R. Gürpınar.
2454 birbirine katmak1) aralarını açmak, aralarını bozmak, olay çıkarmak 2) karıştırmak.
2455 birbirini çekememekkıskanmak. Örn: “Bu iki birbirini çekemezin kişiliklerini kendi imbiğinde eritmiş bir şair olduğu söylenir.” -H. Taner.
2456 birbirini tutmazbirbiriyle ilgisi olmayan, tutarsız.
2457 birbirini yemekiki veya daha çok kimse birbiriyle uğraşmak, birbirine kötülük etmek. Örn: “Birbirimizi yiyecek zaman değil çocuklar.” -R. N. Güntekin.
2458 birbirinin ağzına girmekbirbirine çok düşkün olmak.
2459 birbirinin ağzına tükürmek tkz. bir sorunda, bir olayda sözleşmiş gibi ağız birliği yapmak.
2460 birbirinin gözünü oymakaralarında aşırı geçimsizlik olmak.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir