61 | Yumurta kolesterolü yükseltir mi? | Yumurta yağının üçte biri doymuş, %10 kadarı çoklu doymamış, kalanı tekli doymamış yağ asitlerinden oluşur. Yumurta sarısı yüksek kolesterol içermesine karşın doymamış yağları içerdiğinden kolesterol yükseltici etkisi kırmızı etten düşüktür. Bu nedenle kolesterolü yüksek olan kişilerde tüketimi sınırlandırılmasına rağmen normal kişilerde özelliklede çocuklar da sık tüketilmesi gereken, besleyici değeri oldukça yüksek bir besindir. |
62 | Yaz aylarında daha sık yapılan mangalda et pişirmenin sakıncaları var mıdır? | Yanan besinler, özellikle hayvansal kaynaklı olanlar, sağlığımıza zararlıdır. Yanan et, balık ve tavuktaki kolesterol okside olur ve damarlara zarar verir. Yanan ve dumana maruz kalan besinlerde (hamburger, döner, mangalda pişen etler, kavurmalar) ve yağlarda oluşan kimyasal maddeler (Ditrosaminler, heterosiklik aminler, polisiklik aromatik hidrokarbonlar, peroksitler v.b.) kanser oluşumunu desteklerler. Oysa sulu pişirme olarak tarif ettiğimiz tencere yemekleri daha sağlıklıdır. |
63 | Fast-food (ayak-üstü) besinler tüketilirken nelere dikkat edilmelidir? | Fast-food ürünlerin özellikle çocuk ve gençler tarafından tercih edilmesi yetersiz, dengesiz ve sağlıksız beslenme sorunlarına yol açabilmektedir. Fast-food ürünlerinin sık tüketilmesi sağlığı olumsuz yönde etkiler. Bu etkiler şöyle özetlenebilir: Fast-food ürünlerindeki yağın çoğu hayvansal kaynaklı olup, çoğunlukla doymuş yağ asidi içerir. Bu ürünlerin sodyum, kolestrol ve özellikle yağ miktarı diğer besin öğeleri yoğunluğuna göre daha fazladır. Diyette yağdan gelen enerjinin artması başta koroner kalp hastalıkları ve kanser olmak üzere birçok kronik hastalıklar için risk faktörüdür. Bu yiyeceklerin posa içeriği düşüktür. Diyet posasının yetersizliği ise kolon, rektum kanser riskini artıran faktörlerdendir. Fast-food restoranlarda tüketilen besinler A vitamini, C vitamini ve kalsiyum yönünden yetersizdir. Sağlıklı yaşamın sürdürülmesin de tüketilen besinler kadar bu besinlere uygulanan hazırlama ve pişirme yöntemleri de önem taşımaktadır. Fast-food besinlere daha çok ızgara ve kızartma yöntemleri uygulanmaktadır. Derin yağda kızartma yöntemi de fast-food restoranlarda sıkça kullanılmaktadır. Bu yağlar 10-12 saat kullanıldığından kimyasal ve fiziksel değişikliklere uğramakta ve çabuk bozulmaktadırlar. Yağda kızartılmış yiyeceklerin sık ve sürekli tüketimi, kardiovasküler ve sindirim sistemi hastalıkları ile kanser riskini artmaktadır. Fastfood beslenme şeklinde kolalı içecekler, çay ve kahve sıklıkla tüketilmektedir. Bu içeceklerde bulunan tanenler besinlerde bulunan demirin bağlanmasına ve vücutta demirin emiliminin azalmasına neden olurlar. Ayaküstü beslenme sisteminde yer alan yiyeceklerin bir bölümüne ön hazırlama sırasında tuz eklendiğinden sodyum içerikleri yüksektir. Ayaküstü tüketilen gıda maddelerinin hijyenik koşullarda yapılmaması, enfeksiyon riskini artırmaktadır. Tüm bunlar göz önüne alındığında Bir öğün fast-food yeniyorsa günün diğer öğünlerinde besin seçiminde dikkatli olunmalıdır. Daha çok fırında pişmiş ve ızgara besinler ve et sandviçlerinin yanı sıra, tavuklu ve balıklı sandviç seçenekleri tercih edilmelidir. Kalsiyum içeren ayran ve sütlü tatlılar ve vitaminlerden zengin olan meyve suları, meyve salataları ve az yağlı salatalar tercih edilmelidir. |
64 | Spor performansını olumlu etkileyen besinler nelerdir? | Yeterli enerji, karbonhidrat ve protein tüketimi ve bunların vücutta etkin bir şekilde kullanımı performansı artırmada en etkin ve emin yoldur. Doğal besinler sadece yaşamsal besin öğelerini değil aynı zamanda sağlıklı yaşam için gerekli diğer besin unsurlarını da içermektedirler. Sporcuları şampiyon yapacak tek bir yiyecek bulunmamaktadır. Ancak az yağlı sütyoğurt, portakal gibi meyveler, ıspanak, semizotu, karnıbahar, lahana gibi sebzeler, özellikle kabuğu içinde pişirilen patates, kepekli tahıl ürünleri, tahıl gevrekleri ve az yağlı hamur işleri sporcuların performanslarını attırmaktadır. Sporcular yeterli oranda karbonhidrat tüketerek enerji gereksinimlerini karşıladığı sürece karbonhidrat depolarını istenen düzeyde tutabilirler. Böylece antrenmanlarını başarıyla sürdürebilirler. Kan şekerinde ani düşüş, performansı olumsuz yönde etkileyeceği için basit şeker ve yüksek oranda glikoz içeren içecekler, antrenmanlar ve müsabaka öncesi tüketilmemelidir. Sporcular için en önemli etmen sıvı dengesinin sağlanmasıdır çünkü terleme ile oluşan sıvı kaybı yorgunluğa neden olmakta ve performansı olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle susama duygusu olmadan önce az ve sık aralıklarla su içilmelidir. Kimi zaman spor performansını arttırmak amacıyla bilinçsizce çeşitli ürünler kullanılmakta bu ürünlerin sağlığa ve performansa etkisi değerlendirilmemektedir. Bu ürünler seçilirken yaş, cinsiyet, spor dalı, sporcunun amatör veya profesyonel olması ve diğer sağlık problemleri gibi konulara dikkat edilmelidir. |
65 | Çocukların okul başarısını olumlu yönde etkilemek için beslenmede nelere dikkat edilmelidir? | Yapılan araştırmalar, beslenme, öğrenilenleri hatırlama ve okul başarısı arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Çok hızlı bir büyüme ve gelişme döneminde olan çocukların sağlıklı beslenmesi onların fiziksel gelişimi kadar bilişsel performanslarını da etkilemektedir. Bu nedenle ilkokul çocuklar için aşağıdaki öneriler dikkate alınmalıdır. Çocuklar Günde 2 bardak süt içmelidir. Her gün düzenli olarak kahvaltı etmelidir. Günde en az 3 öğün yemek yemeli öğün aralarında meyve, peynirli bir sandviç süt ya da ayran gibi içecekler tüketmelidir. Öğün aralarında fazla yağlı ve şekerli besinler tüketmekten kaçınmalıdır. Öğün atlamamalı özellikle öğün aralarında şekerli besinlerin tüketilmesinden sakınılmalıdır. Spora vakit ayırmalı, fiziksel aktivitelerini arttırmalıdır. Yemek yerken ayrı çatal, kaşık, bıçak, tabak ve bardak kullanmalıdır. Açıkta satılan besinleri satın almamalıdır. Satın aldıkları yiyeceklerin üzerinde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının izni olup olmadığını kontrol etmelidir. Düzenli güneşlenerek yeterli D vitaminin almaya özen göstermelidir. Ağırlığın boya uygun olmasına dikkat etmelidir. |
66 | Sınav esnasında şeker ve şekerli besinlerin tüketilmesi faydalı mıdır? | Çeşitli kaynaklarda sınav öncesi algılamayı ve konsantrasyonu arttırmaya yönelik bilimsel temeli olmayan çeşitli sağlıksız diyet önerileri yer almaktadır. Bunları seçerken dikkatli ve bilinçli olunması gerekir. Sınavlarda başarıyı etkileyecek hiçbir besinin tek başına mucizevi etkisinin olmadığı bilinmeli, sağlıklı ve başarılı olmak için yeterli ve dengeli beslenme kurallarına uyulması gerektiği unutulmamalıdır. Sınavlar için son hazırlıklar yapılırken aşağıda belirtilen beslenmeye yönelik öneriler göz önünde tutulmalıdır. Öğrenciler için en önemli öğün kahvaltıdır. Düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanılmalı ve sınav günü mutlaka kahvaltı yapılmadır. Gece boyu açlıktan sonra, vücudumuz ve beynimiz güne başlamak için acil olarak enerjiye gereksinim duyduğundan kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat daha çabuk dağılmakta, baş ağrısı ve yorgunluk oluşabilmektedir. Yapılan araştırmalar iyi kahvaltı yapan öğrencilerin daha başarılı olduklarını ortaya çıkarmıştır. Yeterli enerji ve besin öğelerini sağlayan bir sabah kahvaltısında peynir ve yumurta, birkaç dilim ekmek, pekmeztahin, zeytin,ile domates, yeşil biber, salatalık, maydanoz veya meyve bulunmalıdır. Sindirim rahatsızlıklarına ve zehirlenmelere yol açabileceği için dışarıda ve açıkta satılan yiyecekler tercih edilmemelidir. Sınavdan bir gün önce kuru baklagiller gibi gaz yapıcı besinler tüketilirken dikkatli olunmalıdır. Halk arasında şeker ve şekerli besinlerin dikkati ve algılamayı arttırdığına yönelik yanlış inanışlar bulunmaktadır. Oysa karbonhidrattan zengin bu besinler tam tersi gevşemeye neden olmaktadır. sebze gibi besinler tercih edilmelidir. Bu nedenle sınav öncesinde şeker, şekerleme gibi basit şekerlerin yerine kuru üzüm, erik ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduğu taze meyve ve Bunun yanında özellikle balık, et, yumurta, fındık, fıstık ve cevizin tüketilmesi de yararlıdır. Bu besinler protein içerikleri nedeniyle sinir iletimini olumlu yönde etkilerler. Bu da uyanık kalma ve enerjinin tamamen kullanılmasını sağlar. Ayrıca yağ asitleri beyin hücrelerinin çalışmasında da önemlidir. Sınav esnasında susamaya neden olacak yağlı ve tuzlu besinlerden kaçınılmalıdır. Sınavda su tüketiminin yanı sıra, sıkılmış meyve suyu tüketmenin, hem sıvı ihtiyacını karşılayacağı, hem de konsantrasyonu arttıracağı unutulmamalıdır. Kafein içeren yiyecekler adrenalinin serbest kalmasına böylece stres düzeyinin artmasına neden olabilmektedir. Sınav öncesinde çay, kahve kolalı içecekler gibi kafein içeren besinlerin yerine süt, meyve suyu, ıhlamur, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. |
67 | Gebe kadınların yumurta yemesi sakıncalı mıdır? | Biyoyararlığı çok yüksek olduğundan gebe kadınların yumurta yemesi önerilir. Ancak kızartma yöntemi tercih edilmemelidir. |
68 | Emziren annenin süt verimini artıran besinler nelerdir? | Emziklilikte süt salgılanması, kadının normal gereksinimden daha fazla enerji, protein, vitamin ve mineralleri almasını gerektirir. Emziren annenin iyi beslenmesinde amaç annenin kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılaması, vücudundaki besin yedeğini dengede tutması ve salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerinin karşılaması gerekmektedir. Bunun içinde annelerin yeterli ve dengeli beslenmeleri ve bol sıvı tüketmeleri çok önemlidir. Aşağıdaki tabloda emziren annelerin bir gün boyunca tüketmeleri gereken besin tür ve miktarları bulunmaktadır. Emzikli Kadınlar İçin Gerekli Günlük Besin Tüketim Miktarları Besin Grupları Miktar Süt,yoğurt 2-3 su bardağı (400-600ml) Peynir 2 kibrit kutusu kadar (60 gm) Et,tavuk,balık 3-4 porsiyon Yumurta, kurubaklagiller 1 porsiyon Taze sebze ve meyveler 5-7 porsiyon Tahıllar Ekmek 4-6 dilim Pirinç,bulgur,makarna vb. *Hiç veya 2-3 porsiyon * Kilolu ise Halk arasında helva, soğan, sarımsak gibi kimi besinlerin anne sütünü arttırıcı etkisinin bulunduğuna inanılmaktadır. Oysa anne sütünün verimliliği, annenin sağlıklı beslenmesi ve bol sıvı almasına ve dinlenmesine bağlıdır. |
69 | Her gün sarımsak yenilmesi kalp sağlığı açısından faydalı mıdır? | Sarımsak, dünyanın bütün iklim ve topraklarında yetişen yaklaşık 300 çeşidi olan bir besindir. Sarımsak, çeşitli sülfür bileşikleri, pek çok aminoasit, germanyum, selenyum, kalsiyum, bakır, demir, potasyum, magnezyum, çinko gibi mineraller yanında A, B, C vitaminlerini de içerir. Sarımsak içerdiği çeşitli bileşikler nedeni ile tümör oluşumunu engellediği, antihipertansif etki gösterdiği, kolesterol ve trigliserit düşürücü etkisinin olduğuna dair çalışmalar vardır. Antikoagülan (pıhtılaşmayı engelleyen) etkisi nedeni ile kalp-damar hastalıkları için önem taşıdığı bildirilmektedir. Ancak aşırı tüketiminden kaçınmak gereklidir. |
70 | Turşunun besleyici değeri var mıdır? | Yeşilbiber, yeşil fasulye, yeşil domates, salatalık, lahana, karnabahar gibi sebzeler, genellikle %15 lik tuzlu salamura içerisinde saklanır. Bu yoğunluktaki tuz çözeltisinde pek az mayalanma olur, fakat mikroorganizmalardan korunma tamdır. Bu şeklide hazırlanmış yiyecekler turşu diye adlandırılır. Bu besinlerin besleyici değeri çok az olup kullanımından özellikle hipertansif kişilerin kaçınması gereklidir. |
71 | Kızartma yağlarının tekrar kullanılması sakıncalı mıdır? | Yağların yemek hazırlamada önemli bir yeri vardır. Ancak kimyasal yapılarındaki çift bağların kolayca bozulup sağlığa zararlı hale gelebildiği için yağların yemeklere doğrudan eklenmesi, önceden yakılmaması gereklidir. Kızartma çok tercih edilen bir yöntem değildir. Onun yerine haşlama ve fırında pişirme yöntemler tercih edilmelidir. Eğer kızartma yapılacaksa derin yağda kızartma yöntemi tercih edilmelidir. Derin yağda kızartma, kırıntıların az olması, besinin her tarafının düzgün şekilde kızarması ve az yağ çekmesi nedeni ile daha uygundur. Ancak bir sefer kızartma yapılmış ve okside olmuş yağın tekrar tekrar kullanılması doğru değildir. Bu nedenle fritözlerin kullanımında dikkat edilmeli, yağ her kızartma işleminden sonra süzülmeli, ağzı kapalı olarak karanlık ve serin bir yerde saklanmalıdır. Kızartma yöntemi ile pişirmeden mümkün oldukça kaçınılmalıdır. |
72 | İyotlu tuzda iyodun kayba uğramaması için neler yapılmalıdır? | 90 - İYOTLU TUZÜlkemizde iyot yetersizliği hastalıklarından korunmak için yemeklik tuzlara iyot katılmaktadır. İyotlu tuzun guatr oluşumunu engellediği ancak guatr oluştuktan sonra bu hastalığı tedavi etmediği unutulmamalıdır. Başta guatr olmak üzere tüm iyot yetersizliği hastalıklarından korunmak için yemeklerde mutlaka İYOTLU TUZ kullanılmalıdır. Koyu renk cam kavanoza boşaltılmalı Işık ve güneşten korunmalı Karanlık yerde saklanmalı Nemli ortamlardan uzak tutulmalı Kullanılan her paketin üzerinde belirtilen son kullanma tarihine kadar tüketilmelidir. |
73 | Bebeklerin normal aylık ağırlık artışı ne kadar olmalıdır? | Zamanında doğan bir bebeğin vücut ağırlığı ortalama 3.0-3,5 kg' dır. Bebek ilk 6 ayda her ay ortalama 800 gram, ikinci 6 ayda ise 500 gram ağırlık kazanır. Örnek: 3000 g doğan ve 6 aylık olan bir bebeğin ağırlığı ne kadardır? 3000g+(6x800g)=7800 g(±%20) Yani 6 aylık bir bebeğin vücut ağırlığı 6240-9360 g arasında olmalıdır. |
74 | Fındık, fıstık, ceviz kalp hastalıklarına karşı koruyucu mudur? | Protein ve bitkisel sıvı yağları içerdiklerinden dolayı bu besinler oldukça yararlıdır. Ancak aşırı tüketimi yağ alımını da arttıracağından aşırı tüketilmemelidir. |
75 | Besinler hazırlanırken C vitamini kayıpları nasıl önlenebilir? | Ülkemizde her mevsimde C vitamini kaynağı sebze ve meyve bulunur. C vitamini kaynağı besinlere saklama, hazırlama ve pişirme için uygulanan işlemler, işlemin niteliğine göre vitamin kaybına yol açar. C vitamini bulunan sebzeler bol suda pişirilirse vitamin suda kolayca eridiğinden pişme suyuna geçer. Bu su dökülürse çiğ sebzede bulunan vitaminin %50'80' i kayıp olabilir. Sebze ve meyveler kesildikten veya pişirildikten sonra bekletilirse yine vitamin kayıpları olur. Sebzeler pişirileceği zaman ayıklanır ve kesilir kesilmez az miktardaki kaynar suya atılarak veya susuz olarak kısa sürede pişirilip suyu ile yenilirse çok az vitamin kaybı olur. Besin hazırlanıp pişirilirken bakır ve demirle temas ederse vitamin kaybı yine söz konusudur. Kök sebzeler kabuğu içinde yeter miktardaki kaynar suya atılarak kısa sürede pişirilirse kayıp çok azdır. Sebzeler pişirildikten, meyve suları hazırlandıktan sonra beklerken de vitamin kaybı olur. Sebze ve meyveler kurutulurken, gölgede kurutma gibi işlemler vitamin kaybını azaltır. Ancak kuruduktan sonra sebze ve meyve beklerken de vitamin kaybı olduğundan kurutulmuş besinlerden C vitamini gereksinimi karşılanamaz. Konserve sebze ve meyveler uygun şekilde hazırlanır, suyu ile birlikte kullanılırsa vitamin kaybı daha azdır. Konserve besinlerin beklerken de vitamin değerinin azaldığı unutulmamalıdır. Sebze ve meyveler hasat edildikten sonra depolama esnasında vitamin değerinden kaybederler. Depolamadaki kayıp, deponun ısı derecesine göre değişir. Soğuk yerlerde saklama C vitamini kaybını önler. Yüzeyleri geniş olduğu için depolamada yaprak sebzelerdeki kayıp, kök sebzelerden daha çoktur. |
76 | Tarhananın güneşte kurutulması, sakıncalı mıdır, böcek ilaçlama yapılmalı mı? | Tarhana çok besleyici geleneksel bir yiyeceğimizdir. Yoğurttan yapılan tarhana güneşte kurutulursa başta vitamin B2, olmak üzere içerdiği pek çok vitaminin değerleri azalır. Bu nedenle tarhana gölgede, üzerine ince bir örtü örtülerek kurutulmalıdır. Güneşte kurutulan gıdaların iyi korunması gerekmektedir, aksi takdirde gıdalar haşereler ve zararlı böcekiler ile temasa geçerek gıdaların mikroplanmasıyla sonuçlanır. |
77 | Bakır ve alüminyum kaplarda besinlerin pişirilmesi ya da saklanması sakıncalı mıdır? | Alüminyum ve diğer pek çok metaller temas ettiği besine geçebilir. Bu özellik besinin nötr, alkali veya asit oluşu ile artar yada azalır. Örneğin: sütün alüminyum tencerede kaynatılması sonucu tencerede kararma olması alüminyumun süte geçtiğini gösterir. Aynı şekilde salça alüminyum bir kapta saklanırsa alüminyum salçaya geçer. Genellikle asitli besinlerle temasta bu geçişin daha fazla olduğu bilinmektedir. Vücuda fazla alüminyum alınması sakıncalıdır. Alüminyumun vücutta birikmesi, nörolojik bozukluklar ve anemiye yol açabilir. Son yıllarda alüminyum Alzheimer hastalığının oluşumunda da etken olduğu üzerine tartışmalar yapılmaktadır. Alüminyumun yüzeyi onu koruyan bir oksit tabaka ile kaplıdır. Bu tabaka herhangi bir ovucu veya kimyasal madde ile çıkartılmadığı sürece alttaki tabakayı önemli ölçüde koruyucu bir etki yapar. Bu nedenle alüminyum kapların telle ovulması doğru değildir. Asit ve alkalilerde oksit tabakayı etkiler. Bu nedenle besinlerin kap içinde bekletilmeleri doğru değildir. Saf bakır çok yumuşaktır. Bu nedenle diğer metallerle alaşım halinde kullanır. Bakır çok çabuk lekelenir. Uzun süre açıkta bırakılırsa üzerinde siyahımsı yeşil bir renk oluşur. Bu, bakıroksittir. Bu tabaka ovularak giderilebilir. Ancak böyle bir kapta pişirilen yemeğin olumsuz etki yaptığı bilinmektedir. Bakır kaplar bu nedenle kalaylanmaktadır. Gelişigüzel kalaylanan kaplardan yemek içerisine sağlık için zararlı kurşun gibi maddeler karışabilmektedir. Bu nedenle sokaklarda kalaylatılmış veya kalayları yer yer dökülmüş bakır kaplar yemek pişirme ve saklama için uygun değildir. |
78 | İshalde çocuklara su vermemek doğru mudur? | İshal genellikle günde 6' dan fazla sayıda sulu dışkılama dır. Ülkemizde ishal önemli bir çocuk sağlığı sorunudur. İshalin en önemli ve en sık nedeni mikroplardır. Mikroplar bağırsağa geçerek enfeksiyona ve ishale yol açar. Bunlar barsak hareketlerini ve barsak boşluğuna sıvı salgılanmasını arttırır, barsaklardan su ve tuz emilimini azaltırlar. İshalde vücuttan normalden fazla su ve tuz kay bolur. İshalde tedavinin ana ilkesi kaybedilen su ve tuzun yerine konmasıdır. Bu nedenle ishalli olan çocuğa hastalığının başlangıcından itibaren bol su ve sıvı yiyecekler verilmesi çok önemlidir. Çocuğa anne sütü veya ayına uygun olarak yoğurt, ayran, şeftali, elma, havuç suyu, pirinç çorba gibi yiyeceklerle bol su ve ORS (tuz-şeker eriyiği) solüsyonunun verilmesi çok önemlidir. |
79 | Bal bebekler için zararlı mıdır? | Alerjen maddeleri içerdiğinden dolayı bir yaşından küçük bebeklere bal verilmemelidir. Bunun yerine besleyici değeri çok daha fazla ve demirden zengin olan pekmezin tüketilmesi daha sağlıklıdır. |
80 | Neden bebeklere 1 yaşına kadar tuz ve şeker verilmemelidir? | Bebeklere böbrekleri henüz tam gelişmediği ve böbrek solid yükünü arttırdığı için bir yaşına gelene kadar tuz ve tuzlu besinlerin verilmesi uygun değildir. Şeker de boş kalori kaynağı olup, gelişmeye katkısı bulunmadığı ve yeme isteğini azalttığı için bebekler için uygun besinlerden değildir. |
81 | 1 yaşına kadar çocuklara balık, yumurta vs | Balık ve yumurta besleyici değeri olukça yüksek olan besinlerdir. Bu özellikleri ile büyüme ve gelişmeleri çok hızlı olan bebeklik döneminde altıncı ayını tamamladıktan sonra verilebilir(bebeklere ilk altı ay yalnızca anne sütü verilmelidir). Ancak uygun pişirme yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir. |
82 | Karaciğer ve beyin bebek beslenmesinde yer almalı mıdır? | Yağ içerikleri çok yüksek ve bazılarının hijyenik koşullarda üretilip saklanmamaları nedeni ile bu besinler bebek beslenmesinde önerilmemektedir. Ayrıca bu besinler iyi bir şekilde pişirilmezse hastalık yapıcı mikroorganizmalar ölmeyeceğinden zararlı olabilmektedir. Bunun yerine bebeğin ayına uygun olarak yumurta, tavuk, balık, kırmızı et veya kuru baklagiller tercih edilmelidir. |
83 | Pişirme esnasında yiyeceklerin besin kayıplarını önlemek için neler yapılmalıdır? | Hazırlamak ve pişirmek için besinlere uygulanan işlemler besleyici değerini artırır veya azaltabilir. Aşağıda bu işlemlere örnekler verilmiştir. Ekmek, çörek, kurabiye yapmak için hamurun mayalandırılması besleyici değerini artırır. Kimyasal kabartıcılar ise azaltır. Mayalandırmadan yapılan ekmeğin besleyici değeri, mayalı ekmekten daha düşüktür. Beyaz ekmek yapmak için buğday tanesinin, kepek ve özünün iyice ayrılması, besleyici değerini azaltır. En besleyici ekmek, dış kepeği biraz ayrılmış, fakat özü ve iç kepeği ayrılmamış undan iyice mayalandırılarak yapılan ekmektir. Ekmek ince dilimlenip kızartılırsa besleyici değeri azalır. Tarhana, yoğurt ve unun karışımıyla mayalandırılarak yapıldığında, besleyici değeri artar. Pişirirken içine pişmiş nohut, mercimek, havuç eklenmesi değerini daha da artırır. Yumurta, süt, yoğurt, peynir ve tahinle yapılan tatlıların besleyici değerleri, sadece un, yağ, şeker kullanılarak yapılanlardan fazladır. Şeker yerine pekmez kullanılması, besleyici değerini daha da artırır. Sütlü tatlı yaparken şeker önceden konulmamalı, ocaktan indirmeye yakın ilave edilmelidir. Birlikte yüksek sıcaklıkta pişirilirse, protein değeri azalır. Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler iyi pişirildiğinde sindirimi kolaylaşır ve böylelikle protein değeri artar. Yumurta çiğ yenirse ya da sarısının etrafı yeşillenecek kadar hızlı ateşte, uzun süre pişirilirse, besleyici değeri azalır. Yeşil ve sarı sebzelerden yapılan salatalara limon veya sirke eklenir, bekletilirse A ve C vitamini değeri azalır. Sebzeler doğrandıktan sonra bekletilir, haşlama ve pişme suları atılır sa, vitamin ve mineralleri azalır. Meyveler kesildikten veya soyulduktan sonra bekletilirse C vitamini değeri azalır. Hatta sıkılmış meyve suları buzdolabında bekletilirse vitamin değeri azalır. Süt yarım saat gibi uzun süre kaynatılırsa vitaminleri azalır. Pastörize ve sterilize edilmemiş süt kabarınca ateşten alınırsa, mikropları ölmez. Süt kabardıktan sonra karıştırılarak 4-5 dakika daha kaynatılıp hemen soğutulur. Cam kavanozda buzdolabında 3-4 gün saklanır. a yemeğe konursa, sağlığa zararlı duruma gelir. Yoğurdun yeşilimsi suyu atılırsa vitamin değeri azalır. Ayrıca yoğurt torbaya konup süzülür ve süzülen suyu atılırsa vitamin kaybı olur. Kapakları hafif de olsa içe veya dışa doğru bombaj yapmış konserve ve ayranlar sağlık için zararlıdır. |
84 | Posanın beslenmemizdeki önemi nedir? | Posa, tam buğday taneleri ve saflaştırılmadan yapılmış tahıl ürünleri, kuru baklagiller, sebze ve meyvelerde bulunan bir diyet bileşenidir. Besinlerdeki posa çözünür posa ve çözünmez posa olmak üzere ikiye ayrılır. Çözünür posa kan yağlarını ve yemekten sonra hızlı yükselen kan şekerini düşürücü etki gösterir. Çözünmez posa esas olarak barsaklarda hacim oluşturur, dışkı hacmini arttırır ve bağırsaktan geçiş zamanını düzenler. Özellikle buğday kepeğinden zengin olan yüksek posalı diyetler bu özelliği gösterir. Bunlar çeşitli barsak hastalıklarından (kabızlık, divertikül) tedavisinde yararlı etki göstermektedir. Yüksek posalı diyetler insüline bağımlı olmayan diyabet tedavisinde insüline gereksinimi azaltmakta, dokuların insüline duyarlılığını arttırmaktadır. Posa, kolesterol düşürücü etkisini safra asitlerini bağlayarak diyetteki toplam yağ ve kolesterol alımını düşürerek, daha uzun süre doygunluk hissi yaratıp bir ölçüde besin alımını azaltarak gösterir. Kanser yapıcı öğelerin bağırsakta kalma süresini kısaltır, barsak duvarı ile temasını azaltır, barsak pH sını değiştirerek bakterilerin bu tür öğeleri üretmesini engeller. |
85 | Ekmek israfını önlemek için neler yapılmalıdır? | Ülkemizde ciddi boyutlarda olan ekmek israfını önlemek için aşağıdaki öneriler dikkate alınmalıdır. Üretim talebe göre planlanmalı, raf ömrü daha uzun kaliteli ekmek üretilmelidir. Ekmekler fırında veya satış yerinde uygun koşullarda muhafaza edilmelidir. Ekmeğin pişirilmesi ile satışı arasındaki süre en aza indirilmelidir. Küçük gramajlarda ekmek üretilmelidir. Toplu tüketim yerlerinde ekmek dilimlenmiş veya küçük yuvarlak olarak verilmelidir. Toplu tüketim yerlerinde, mönüye göre ekmek siparişi verilmeli artan ekmeklerin daha sonraki günlerde kullanılmasını sağlayacak mönüler düzenlenmelidir. Satılamayan ekmeklerin fırınlar tarafından, galeta unu, kurutulmuş ekmek içi gibi başka gıda maddelerinin üretiminde kullanılması sağlanmalıdır. Orta derecede bayatlamış ekmeklerin düşük fiyattan satılması sağlanmalıdır. Tüketici, soğumuş ekmeği bayatlamış saymamalıdır. Evlere ihtiyaçtan fazla ekmek alınmamalıdır. Ev hanımları bayatlamış ekmeği değerlendirme konusunda bilgilendirilmeli ve teşvik edilmelidir. |
86 | Şok (çok düşük kalorili) diyetlerle kilo vermenin sakıncası var mıdır? | Şişmanlık depo yağlarının yağsız vücut kitlesine oranla artması ve normal kabul edilen değerlerin üzerine çıkmasıdır. Oluşumuna çeşitli faktörler etki etmekle birlikte genelde neden, harcanandan fazla kalori alınmasıdır. Şişmanlık, hiperlipidemi, diyabet vb gibi hastalıklara zemin hazırladığından tedavi edilmesi gerekmektedir. Ancak, tedavide başarılı olabilmek için, diyet, egzersiz, davranış tedavisi gibi üçlü bir yöntem izlenmelidir. Uygulanacak diyet hastaya en fazla haftada 0,5-1kg verdirecek kadar planlanmalıdır, aksi halde vücut yağsız kitlesinde de kayıplar olur ve bu durum kişinin sağlığını şişmanlığından daha fazla tehlikeye sokar. Çok düşük enerjili diyetlerin, baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, safra ve böbrek taşı, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi, saç incelmesi, uyuşukluk, soğuğa karşı tahammülsüzlük, idrarda protein görülmesi, mineral ve elektrolit dengesinde bozukluk, bazal metabolizma hızında azalma gibi sağlığı etkileyen yan etkileri olduğu unutulmamalıdır. |
87 | Zayıflama diyetlerinde nelere dikkat edilmelidir? | Ağırlık kaybı, haftada 0.5-1 kg geçmemelidir. Diğer bir deyişle kişi yavaş ve uzun bir sürede zayıflamalıdır. Öncelikle, boya uygun ağırlık saptanmalı, uygun ağırlık durumunda, kilo almaktan kaçınılmalıdır. Kilolu ve şişmanlık durumunda ise önce daha fazla ağırlık artışı önlenmeli, daha sonra ağırlık kaybı hedeflenmelidir. Aşırı ve hızlı ağırlık kaybından mutlaka sakınılmalıdır. Ağırlık kaybı için bireyin cinsiyetine, yaşına, boyuna, fiziksel aktivitesine, beslenme alışkanlıklarına uygun bir beslenme programı uygulanmalıdır. Yani zayıflama diyetleri bireye özgü olmalıdır. Bunun için diyet tedavisi, mutlaka bir diyetisyen kontrolünde yapılmalıdır. Çocukluk çağı şişmanlıklarının kalıcı olabileceği göz önünde tutularak ağırlık denetimi çocukluktan itibaren başlamalıdır. Öncelikle çocukluk çağından itibaren verilecek yeterli ve dengeli beslenme önerileri ile şişmanlığın oluşumu önlenmeli ve sürekli yapılacak eğitim programları ile yanlış olan beslenme alışkanlıklarında kalıcı değişiklikler oluşturulmalıdır. Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı, bu bir yaşam şekli haline getirilmelidir. Vücut ağırlığının korunmasında davranışların önemli olduğu unutulmamalı, sağlıklı yeme alışkanlıkları kazanılmalıdır. Bunun için gerektiğinde uzmanlardan davranış değiştirme tedavisi desteği sağlanmalıdır. |
88 | Ağırlık kaybeden kişi neden tekrar kilo alır? | Eğer kişi kilo kaybı tedavisi sırasında elde ettiği olumlu alışkanlıkları bırakırsa, fiziksel aktivitesini arttırarak kilo verdiyse ve tedavi sonrası bu aktiviteleri terk ederse, çok düşük enerjili diyet yaparak kilo verdiyse ve tedavi sonrası aldığı enerjiyi arttırırsa, tedavi sonrası kilo koruma programına alınmazsa tekrar kilo alır. |
89 | Kilo kontrolü için diyet mi egzersiz mi daha etkindir? | Tek başına diyet ve egzersiz kilo vermede etkin olabilir ama her ikisinin de avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır, fakat birlikte uygulandığında avantaj ve dezavantajları birbirlerini olumlu yönde etkilemekte ve denge sağlanmaktadır. Diyetle oluşan negatif enerji dengesi program başlangıcında hızlı kilo vermeyi sağlayabilir, ama yağsız vücut kitlesi ve dinlenme metabolik hızı azalır. Egzersiz daha az kilo kaybına neden olur, ama yağsız dokunun korunması ve artışını sağlar ve dinlenme metabolik olarak hızın azalmasını önler. Diyetle kilo kaybında %75 yağ, %25 protein kaybı, diyet egzersizle birlikte uygulandığında ise protein kaybı sadece %5 olmaktadır. Egzersizin tek başına sağladığı yararlar kilo kaybı diyetleri ile birlikte olduğunda da devam etmektedir. |
90 | Etkin kilo kontrol programları nasıl olmalıdır? | Başarılı kilo kaybı ve kilo kontrol programlarında en önemli özellik vücut ağırlığını sabit tutmak veya azaltmaktadır. Bunu yaşam şekli haline getirmek en önemli ilkedir. Davranış değişikliği, egzersiz ve diyet programları hafif şişmanlar için yeterlidir. Morbid şişmanlar için ise sağlıklı kiloya ulaşmak için ek eğitim ve beceri, sosyal destek, profesyonel izlem gerekebilmektedir. |