Turkish English Dictionary
Turkish English Dictionary


IDEnglishTurkish
36421limit, border, boundary, nerve, borderline, verge, ambit, paler, purlieusınır
36422delimitersınır belirteci
36423borderlandsınır bölgesi
36424to unhingesinir bozmak
36425annoying, irritatingsinir bozucu
36426blightersinir bozucu tip
36427boundary linesınır çizgisi
36428boundary valuesınır değer
36429boundary value problemsınır değer sorunu
36430axonsinir hücresi uzantısı
36431axonesinir hücresinden çıkan liflerden biri
36432border weightsınır kalınlığı
36433boundary conditionsınır koşulu
36434cross border connectionsınır ötesi bağlantı
36435cross-border ticketingsınır-ötesi biletleme
36436landmarksınır taşı
36437Above LimitSınır Üstü
36438transboundary stocksınıraşan stok
36439borderlinecolorsınırçizgisirengi
36440deportationsınırdışı etme
36441to restrain, to restrict, to confinesınırlamak
36442delimitedsınırlandırılmış
36443Import DelimitedSınırlandırılmış Al
36444export delimitedsınırlandırılmış ver
36445delimitationsınırlandırma
36446to delimitate, to delimitsınırlandırmak
36447delimited identifier (sql)sınırlanmış tanıtıcı
36448in rangeSınırlar ıçerisinde
36449Hide BoundariesSınırları gizle
36450enforce limitssınırları zorla

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir