Turkish English Dictionary
Turkish English Dictionary


IDEnglishTurkish
6841bowling pinbowling oyunundaki labutlardan her biri
6842bowling ballbowling topu
6843length, heightboy
6844size frequency distributionboy dağılımı
6845to cope withboy ölçüşmek
6846size frequency distributionboy sıklığı dağılımı
6847stain, tinctboya
6848crayonsboya kalemi
6849paint boxboya kutusu
6850FormatPainterBoyacıBiçimlendir
6851pigmented, alligatoredboyalı
6852paintballboyalı silahlarla oynanan bir tür oyun
6853undulate rayboyalı vatoz
6854to paint, imbue, to dye, to imbrueboyamak
6855chromaticityboyanabilirlik
6856to boycottboykot etmek
6857longitude, longitude (lon)boylam
6858longitudinalboylamasına
6859soböyle
6860so thatböylece
6861herebyböylelikle
6862suchböylesine
6863hunkboylu boslu adam
6864hornboynuz
6865to cuckoldboynuzlamak
6866cuckoldboynuzlanan eş
6867hornyboynuzlu
6868bovidboynuzlugiller
6869bovidboynuzlugillerle ilgili
6870corneousboynuzsu

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir