Turkish English Dictionary
Turkish English Dictionary


IDEnglishTurkish
15721goodwillfirma değeri
15722occasion, opportunityfırsat
15723opportunity costfırsat maliyeti
15724pusher, opportunistfırsatçı
15725opportunitiesfırsatlar
15726storm, storm, squall, tempestfırtına
15727black seabreamfırtına balığı
15728thundercloudfırtına bulutu
15729storm warningfırtına ihbarı
15730storm calenderfırtına takvimi
15731blustery, tempestuousfırtınalı
15732stormy weatherfırtınalı günler
15733plug, jackfiş
15734plugfiş (elektrik)
15735lunch ticketfiş (yemek)
15736cartidgefişek
15737to have sexual intercousefişek atmak
15738cartridge clipfişek şarjörü
15739PassoverFısıh Bayramı
15740to whisperfısıldamak
15741whisperfısıltı
15742Allow whispersFısıltıya izin ver
15743fist, flickfiske
15744gushfışkırma
15745to spew, to erupt, to gushfışkırmak
15746ejectorfışkırtıcı
15747squirt, ejectionfışkırtma
15748to spout, to spew, to ejaculate, to spurtfışkırtmak
15749fountainfıskiye
15750babe, pistachio nutfıstık

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir