Turkish English Dictionary
Turkish English Dictionary


IDEnglishTurkish
16471to black outgeçici olarak şuurunu kaybetmek
16472transient areageçici program alanı
16473program temporary fixgeçici program düzeltmesi
16474clipboardgeçici taşıma panosu
16475provisional bookinggeçici yer ayırtma
16476adopted authoritygeçici yetki
16477transitional liabilitygeçici yükümlülük
16478delay, laggecikme
16479delay anglegecikme açısı
16480delay distortiongecikme bozulması
16481delay equalizergecikme denkleştiricisi
16482delay linegecikme hattı
16483latency, delay timegecikme süresi
16484lead timegecikme zamanı
16485to tarrygecikmek
16486delay printgecikmeli yazdırma
16487belatedgecikmiş
16488delayedgecikti
16489adjournmentgeciktirme
16490delay circuitgeciktirme devresi
16491to delay, to impede, to retard, to detaingeciktirmek
16492livelihoodgeçim
16493living satandartgeçim standardı
16494bread and buttergeçim yolu
16495subsistence fisherygeçinme balıkçılığı
16496subsistence culturegeçinme kültürü
16497to get alonggeçinmek
16498permeablegeçirgen
16499permeability, transmittancegeçirgenlik
16500to migrategeçirmek

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir