Turkish English Dictionary
Turkish English Dictionary


IDEnglishTurkish
18571to coogüvercin gibi yumuşakça ağlamak
18572coogüvercin sesi
18573squabgüvercin yavrusu
18574pigeonholegüvercin yuvası
18575deckgüverte
18576bridge deckgüverte köprüsü
18577deck plangüverte planı
18578deckhandgüverte tayfası
18579autumngüz
18580fleeinggüzden kaybolmak
18581finegüzel
18582smells beautifulgüzel kokmak
18583fragrance, flavour, aroma, nice smellgüzel koku
18584fragrantgüzel kokulu
18585eloquentgüzel konuşan
18586Artgüzel sanat
18587fine artsgüzel sanatlar
18588my beautifulgüzelim
18589to blossom outgüzelleşmek
18590to beautify, to embellish, to gild, to prettifygüzelleştirmek
18591beauty, beauteousnessgüzellik
18592beauty treatmentgüzellik bakımı
18593beauty shop, beauty parlour, beauty parlorgüzellik salonu
18594beautician, cosmeticiangüzellik uzmanı
18595Cythereagüzellik ve aşk tanrıçası
18596You are pretty!Güzelsin!
18597routeinggüzergah
18598passinggeçme
18599usuallygenelde
18600relativegoreceli

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir