Türkçe-İngilizce Sözlük
Türkçe İngilizce Sözlük, Turkish English Sözlük


IDTürkçeİngilizce
25051kenelerle olusan bir hastalıkacariasis
25052kenetcramp
25053kenet demiricramp iron
25054kenetikgenetic
25055kenetlemelidockable
25056kenetlenirdockable
25057kenetlenme istasyonudocking station
25058kenevirmarijuana, hemp, ganja
25059kenevir muzuAbaca
25060kengerotucardoon
25061kenttown, city
25062Kentaurus takımyıldızıCentaurus
25063kentselurban
25064kentsel balıkçılıkurban fishing
25065kepcap
25066kepçedipper, ladle, digger, scoop basket
25067kepçe dolusuladleful
25068kepçe ile çıkarmakto scoop
25069kepçeyle koymakto ladle
25070kepekbran
25071kepekliscurfy
25072kepekli bisküvibran biscuit
25073kepekli unwhole wheat flour
25074kerestetimber, lumber
25075kerevidesfreshwater crayfish
25076kerevitcrawfish, freshwater crayfish
25077kerevit kokteylicrayfish cocktail
25078kerevit ya da göl istakozufreshwater crayfish, broad-fingered crayfish, galician crayfish
25079kerevizcelery, celery
25080kereviz köküceleriac, celery root

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir