| 841 | ekonomik eylemler | İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri. |
| 842 | ekonomik kalkınma | Ulusun tutumlu ve çok üretici olması, tüketimlerini mal değişimine konu yapabilmesi ve sonuç olarak yaşam düzeyini, yoğaltım gücünü yükseltmesi çaba ve görünümü. |
| 843 | eksik | Bir mal ya da özdeğin sayımında yazılımına göre bulunan olumsuz ayrım. |
| 844 | eksik ödek | Her hangi bir tecimsel belgenin eklenmemiş olduğu ödek. |
| 845 | eksilme | 1. Doğal nedenlerle malın ağırlığında beliren eksilme. 2. Açık. 3. Varlıklar ile borçlar arasındaki fark. |
| 846 | eksiltme | Devlete ya da özel bir kuruluşa ilişkin işlemlerde en ucuz ve uygun koşullarla istekli bulunana işin verilmesi. |
| 847 | el yazılığı | Tecimsel işlemler için günlük yazı lığa geçirilmeden önce yanlış yapılmaması amacıyla tutulan geçici yazdık. |
| 848 | eldeki mallar | Üretim ve tüketim gereçleri, yapımlı, yarı yapımlı malların tümü ve bunların sayımla saptanan tutarı. |
| 849 | eldeki para | 1. Sayışıma geçirilmek üzere Bankaya verilen madenî ve kâğıt para ile yapılan başka tür yatırımları karşılayıcı çek ve başka tecimsel belgitler. 2. İşletmedeki para. |
| 850 | elden çıkarılacak birikimler | İşletme dışı bırakılmış varlıklarla, dönem gereksemesinden daha çok biriken ve elden çıkarılmaları uygun görülen mallar. |
| 851 | elden çıkarma değeri | Varlıkların işletmede kullanılmasından vazgeçilmesi üzerine, satışından elde edilebilecek değer. |
| 852 | elinden alma | Kişinin iyeliği altında bulunan taşınır ve taşınmaz mallarını elinden alma. |
| 853 | elkoyma | Borcunu ödemekten kaçınan ya da ödeyemeyen kişiye ilişkin mallara alacaklının isteği üzerine yönetim ve yasal yürütme kurumlarınca el konulması. |
| 854 | elmen | İyesi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan kişi, elde tutan, eldeci. |
| 855 | emek | 1. Üretimi geliştiren en önemli etken yapılana katılan insan gücü. 2. Yapılan işte para ile ölçümlenen insan emeği |
| 856 | emekçi | Bedensel gücü ile çalışarak yaşantısını sürdüren ve gelir sağlayan kişi. |
| 857 | emekli | Görevli bulunduğu işlerde, yasalarla saptanan belirli bir süreye ve yaşa değin çalıştıktan sonra kendisine bağlanan belirli bir aylıkla görevinden ayrılan kişi. |
| 858 | emekli aylığı | Yasalara göre bir süre çalıştıktan sonra görevinden ayrılan kişiye yine yasalarına ya da tüzük ve yönetmeliklerine göre bağlanan ve ödenen aylık. |
| 859 | emekli karşılığı | 1. Emekli aylıkları karşılanılmak üzere ayrılan yedek para. 2. İşverence ödenecek emekli aylıkları karşılığı para. |
| 860 | emekli ödencesi | Yasal görev süresini doldurarak emekliye ayrılmış olan görevli ve hizmetlilere çalışma sürelerine göre verilen ödence. |
| 861 | emekli sandığı ayırcası | Emekli aylıklarının ödenebilmesi amacı ve birikim yapılmak üzere açılan sayışım. |
| 862 | emzirme yardımı | Güvenceli kadına ya da güvenceli olmayan karısının doğum yapması nedeniyle güvenceli erkeğe, çocuğun ölü doğmaması koşulu ile yasasına göre her çocuğun emzirilmesi için yapılacak yardım. |
| 863 | en az ceza sınırı | Vergilerde yükümlülerinden alınacak cezaların en düşük sınırı. |
| 864 | en az geçim indirimi | Gelir vergisi yükümlüsüne saptanacak vergiden düşülen enaz geçim indirimi. |
| 865 | en düşük ederle değerlendirme yöntemi | Varlığın dengelem günündeki geçerli ederinin tümdeğerinden düşük olması nedeniyle geçerli eder temel alınarak yapılan değerleme yöntemi. |
| 866 | en ucuz yol | Yapılacak bir işte en ekonomik olarak beliren düzenleme biçimi. |
| 867 | en uygun ayırım | Üretim etkenlerinin en çok verim sağlayacak biçimde düzenlenip uygulanması. |
| 868 | engelleme bildirisi | Adı ve çeşidi belirtilen bir belgite ilişkin bölüntülü ödemeleri ve kaybolan bir belgitin alış veriş işlemini engellemek ve bunlar üzerindeki hakların korunulmasını sağlamak amacıyla gerekli yerlere yapılan bildiri. |
| 869 | erkin sayışman | Erkin olarak kendi başına ve adına çalışan sayışman. |
| 870 | erkincilik | Ekonomide yasalar sınırı içinde kalmak koşulu ile her tür girişimde alabildiğine özgürlüğü olumlu kılan yöntem. |