| 1321 | özgünlük | Bir incelemede kaynak olarak kullanılan belgelerin özüne ya da gerçeğe uygunluğu. |
| 1322 | özgür yanıtlı soru | Açıkuçlu bırakılarak bireylerin yanıtlarını diledigince dile getirmesine olanak veren soru. bk. açıkuçlu soru. |
| 1323 | özgürlük dizili | Anlamlılığı sınanacak bir gözlem değerinin karşılaştırılacağı kuramsal değeri saptamak için başvurulan ve bir olasılık dağılımında, belli bir güven ve anlamlılık düzeyinde yer alan bu rastlantılı ve ölçünlü değerin gözlem değerini veren dağılımın sıra ve dikeç sayısına göre değişen sayısal basamaklardan hangisi için söz konusu olduğunu gösteren ölçüm. |
| 1324 | özgüven | Bir görüşmede görüşmecinin araştırmayı sunarken ve sürdürürken kendine duyması gereken güven. |
| 1325 | özne | Bir bilginin konusunu bilen ya da bir yargıda yüklemde bulunan öğe. |
| 1326 | öznel olasılık | Bir olayın gerçekleşeceğine duyulan kişisel güven düzeyi, bk. nesnel olasılık. |
| 1327 | öznelcilik | Olasılık kuramında olasılığı bir olayın gerçekleşeceği yolundaki beklentinin gücüyle tanımlayan yaklaşım. |
| 1328 | öznelerarası | Bir gözlemin, başka bir gözlemci tarafından yinelenmesi durumunda taşıdığı özellik. |
| 1329 | öznelerüstü | Bir gözlemin aynı gözlemci tarafından yinelenmesi durumunda taşıdığı özellik. |
| 1330 | özsel | Öze ya da öze süreçlerine ilişkin. |
| 1331 | özyapı | Bireyin ayırıcı özelliklerinden oluşmuş dizgeli ve kalıplı kişisel bütünlüğü. |
| 1332 | özyapı özelliği | Özyapıyı tanımlamaya ya da birbirinden ayırmaya yarayan temel özellik. |
| 1333 | paylaşma | Bir tutum ölçümünde, yanıtlayıcının belli sınarlarda dile getirilen görüş ya da tutumlara katılması. |
| 1334 | paylı örnekleme | Örneği oluşturacak birimlerde aranacak ayrıtlara, belli paylar ya da saptanılar ayıran ve bu saptanıların doldurulmasında seçiciyi özgür bırakan yargısal örnekleme. |
| 1335 | perdeleme | Bir deneylemede, ne zaman işe karışacağı bilinmeyen ya da işe karışması engellenemeyen değişkenlerin etkisini, benzer bir değişken aracılığıyla gidermeyi öngören denetim önlemi, bk. deneyin denetlenmesi. |
| 1336 | rastlanı | Denemelerin yansız olması koşuluyla, salt olasılık ya da rastlantı ilkesine göre gerçekleşeceği varsayılan durum ya da sonuç. |
| 1337 | rastlantı(lı) | Belli bir yönde etkide bulunabilecek yanlılık öğelerinin elenmesi koşuluyla bir çok kez yinelenen bir işlemin vereceği sonuç ya da bir olayın salt kazanıya bağlı olarak uzun dönemde alacağı biçimi belirleyen sayılgılı etmen (etmene ilişkin). |
| 1338 | rastlantılama | Bir ölçümde, belirebilecek kazanı etkenlerinin, belli bir yönde işlemekten alıkonarak, birbirlerini götürecek biçimde dağılımını sağlama. |
| 1339 | rastlantılı düzen | Dizgeli örnek seçme işleminde, yanlı seçmelere yol açmamak üzere, seçme yapılacak evren dizelgesine verilen düzen. |
| 1340 | rastlantılı küme yordamı | Bir deneylemede deney ve denetim kümelerini denkleştirmek üzere her iki kümenin rastlantılı seçilmiş bireylerden oluşmasını öngören yordam. |
| 1341 | rastlantılı örnekleme | Bir örneklemede, örneğe girecek birimlerin seçimini rastlantı ya da olasılık kuralına bırakan ve her birime örneğe girmek bakımından eşit kazanı tanıyan örnekleme. |
| 1342 | rastlantılı sayılar çizelgesi | Rastlantılı seçimler yapmak üzere başvurulan, 0'la 9 arasındaki tam sayılardan tümüyle rastlantılı olarak seçilip beşli kümeler biçiminde sıralanmış sayılar dizisi. |
| 1343 | rastlantılı yanılgılar | Bir ölçümde, durumsal etkenlere bağlı olarak beliren ve çeşitli yönlerde sapmalara yol açtığı için sonunda birbirini götüreceği varsayılan yanılgılar, bk. dizgeli yanılgılar. |
| 1344 | Rorschach leke ölçeri | Karmaşık ve bakışımlı mürekkep lekeleri taşıyan ölçünlü sınar ya da görünülü kartlardan oluşan, bunlara gösterilen tepkilere bakarak düzgülü ve ayrık kişilikleri ayırmaya yarayan ölçer. |
| 1345 | saçmalık | Bir dilsel deyiş ya da önermenin mantık ilkelerine ya da çıkarım kurallarına aykırılığı. |
| 1346 | sağa eğik eğri | Gözlemleri çoğunlukla ortalamanın (tepedeğerin) sağında yer alan bir dağılımın verdiği bakışımsız eğri. bk. bakışımsızlık, sola eğik eğri. |
| 1347 | sağaltıcı görüşme | Bir bireyin ya da toplumsal kümenin sayrılıklarını, uyumsuzluklarını gidermek ve onları sağlığına, toplumsal uyuma kavuşturmak amacıyla yapılan görüşme, bk. özesağaltıcı görüşme. |
| 1348 | sağduyu | Ortalama ölçünlere uygun, sağlam düşünme yeteneği. |
| 1349 | sağgörü | Bir durumu önlemler almaya elverecek biçimde önceden görme yeteneği. |
| 1350 | sağıllık | Bir bilginin, gerçekleşebilir çıkarımlarda bulunma yeteneği. |