| 1651 | uzanım | Bir dağılımın yayılmasını ölçmek üzere başvurulan ve dizideki gözlemlerin uç değerleri ya da en yüksek gözlemle en düşük gözlem arasındaki ayrıma eşit olan değer. |
| 1652 | uzlaşma | Tutum, görüş, kanıların birbirine uygun düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşması. |
| 1653 | uzlaşmazlık | Tutum, görüş ve kanıların birbirine aykırı düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşmazlığı. |
| 1654 | uzman yargıcı | Bir ölçek oluştururken nesnelliği sağlamak amacıyla sınarların konum ya da sayıllarının değerlendirilmesinde yargısına başvurulan uzman kişi. |
| 1655 | uzmanlık | Gözlemcinin kişilik özellikleri ve deneyimle kazandığı, gözlem sürecinde başarısını belirleyen bilgi ve beceri düzeyi. |
| 1656 | uzundönem yönlencesi | Bir zaman dizisinin geniş bir zaman süresi içinde izlediği genel doğrultu. |
| 1657 | üçboyutlu çizim | oylumlu çizim. |
| 1658 | üçkonumlu ölçek | Tutum ölçümlerinde değerlendirmelerin iki uç konumla bir ortalama konumdan oluşmuş üç dizile göre yapılmasını isteyen değerleme ölçeği. |
| 1659 | üçüncü durumun olamazlığı ilkesi | Geleneksel mantığın üç temel ilkesinden biri: Buna göre, bir önerme ya doğrudur ya yanlıştır. Üçüncü bir durumun olanağı yoktur. Hem doğru hem yanlış, ya doğru ya yanlış olamaz. |
| 1660 | üreme hızı | Kadın çoğanın yıllık ya da her kuşakta kendini yenileme hızı. |
| 1661 | üretme | Gözlem ya da çıkarım yoluyla bilinen bilgilerden bilinmeyenlere ulaşma. |
| 1662 | üstdil | Nesneler diline ilişkin önermelerin doğruluk ve yanlışlık koşullarını gösteren dil. |
| 1663 | üstel | Bir sayının çeşitli düzeydeki katları. |
| 1664 | üsteleme | Bir gözlemcinin bilgi vermekten kaçınan ya da çekinen yanıtlayıcıların direncini aşabilmek üzere yanıt almada direnmesi. |
| 1665 | üstleme | Bir görüş ya da düşünceyi benimsetmeye çalışma bir nesneye yargı ya da değer yükleme. |
| 1666 | üstlence | Bir bireyin toplumsal işbölümü gereği yerine getirdiği işlev ya da bir işmenin üstlendiği işpayı. |
| 1667 | üstlenici | Bir araştırmanın gerçekleşmesine ön ayak olan ve sorumluluğunu üstlenen kişi ya da kurum. |
| 1668 | üstlenti | Bir araştırma takımını oluşturan kişilerin üzerlerine aldıkları işlev ya da üstlence. |
| 1669 | üstyeti | Çeşitli alt yetilerden oluştuğu varsanılan anlak, algı ve angı gibi bütünsel yeti. |
| 1670 | vargı | Tümdengelimci bir dizgede sayıltılardan kaynaklanan ve bilinen çıkarım kuralları yoluyla türetilen sonuçlar. |
| 1671 | varım (tümevarımcı) | Tümevarımcı bilimlerde olguların gözleminden yola çıkılarak varılan görgül ve sınanmış sonuç. |
| 1672 | varımlı bilimler | Olguların gözleminden yola çıkarak tümevarımcı bir yöntemle genellik ve yasalara ulaşarak yeni bilgiler üreten bilgi dalları, bk. önkanıtlı bilimler, yineleyici bilimler. |
| 1673 | varsayım kurma | İlk gözlemlerden yola çıkarak yine gözlem ya da deneyle sınanmak üzere olaylar arasında bir nedensellik ilişkisi öngörme. |
| 1674 | varsayım sınama | Gözlem ya da deney yoluyla varsayımda öngörülen ilişkinin varlığını ya da yokluğunu araştırma. |
| 1675 | varsayım sınayıcı araştırma | Bir varsayımdan yola çıkan, gözlem ya da deney yoluyla varsayımda dile getirilen ilişkiyi gerçekleyerek genelliklere varmaya çalışan araştırma. |
| 1676 | varsayımsal | bk. sayılgılı. |
| 1677 | `ve` bağlacı | Olasılık kuramında bağlaşık ilişkiyi dile getirmek üzere kullanılan ve bağdaşabilir olayları bağlayan bağlaç. |
| 1678 | veri derleme | Belli bir ilgi alanında gözlem yordamlarıyla bilgi toplama işlemi. |
| 1679 | veri kartı | Hollerith ya da delgi kartı olarak adlandırılan ve sayılama çizelgesinde sayıya dönüştürülmüş olan bilgilerin delici denilen araçlarla delinerek işlenmesini sağlayan 10 sıra ve 80 dikeçten oluşmuş gereç. |
| 1680 | verilerin çözümlenmesi | Gözlem sonuçları ya da verilerden bilgi çıkarma amacıyla başvurulan ve gözlemleri bir sıklık dağılımı içinde düzenleyerek ortaç eğilim, yayılma ve biçimlenmenin ölçülmesine dayanan işlem. |