| 871 | üretim ilişkileri | Toplumsal yaşamda özdeksel zenginliklerin üretimi, değişimi ve dağılımı süreci içinde toplum üyeleri arasında ortaya çıkan ve insan bilincinden bağımsız olarak var olan nesnel özdeksel ilişkiler. |
| 872 | ürkü | Bir çekince karşısında kalan bireylerin ya da kalabalıkların her türlü denetimin dışında davranmalarının yol açtığı karışıklık. |
| 873 | üstlük | Bir bireyin bir toplumsal kümenin bir başka birey ya da küme üzerinde etki ya da orun üstünlüğü bulunması durumu. |
| 874 | üstyapı | (Tarihsel özdekçilik) Toplumun alt yapısı üzerinde belirlenen yürürlükteki düşünceleri, örgütleri ve kurumları. |
| 875 | varlık | Bilinçten bağımsız olarak var olan nesnel dünya ya da özdek. |
| 876 | varolma savaşı | (Darvincilik) Canlı örgenliklerin, yaşamlarına ve çoğalmalarına elverişsiz olan çevre etkenlerine karşı direnmesi yaşama ve çoğalma için gerekli olanakları elde etmek ve korumak üzere gerek öbür canlı türleriyle, gerekse kendi türlerinin üyeleri ile savaş |
| 877 | varsayımlı-tümdengelimli yöntem | Bazı önermelerin varsayımlar olarak ortaya atılması, bunların eldeki geçerli bilgilere dayanılarak doğrulanmaya çalışılması ve varılan sonucun olgularla karşılaştırılması yolu. |
| 878 | varsılerki | Varlıklı katmanın egemenliğine dayalı toplumsal-siyasal düzen. |
| 879 | vur abalıya tutumu | Bir toplumsal kümenin saldırganlık eğilimini, herhangi bir toplumsal sorunun sorumlusu tuttuğu bir bireye ya da kümeye yöneltmesi. |
| 880 | yabancılaşma | Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavran |
| 881 | Yahudisevmezlik | 1. Bir ülke halkına genel olarak tanınmakta olan toplumsal ve yasal haklardan Yahudi kökenli yurttaşların yararlanmasına sözle ya da eylemle karşı koyma. 2-Genel olarak: Yahudilerin azınlık olarak bulundukları toplumlarda Yahudi ekininin o toplumun gönenc |
| 882 | yakarı | Varlığına inanılan doğaüstü bir güce yöneltilen, çoğunlukla sözlü, belli bir biçim almış dilek. |
| 883 | yakınlaşma | İşbirliği sürecinin başlangıç aşamasında bireyler ya da toplumsal kümeler arasında fiziksel yönden, ilgiler, bilgiler vb... yönlerden oluşan yakınlık. |
| 884 | yakınlık | Birden çok sayıda kişi arasında gerçek ya da varsayılan dünürlük, hısımlık ilişkileri. |
| 885 | yalınkat toplumbilimci lik | Toplum yaşamında makinelerin, üretimin, yönetim biçiminin,ekonomi vb. nin önemini abartarak ve bütün düşünsel biçimlenmelerin uygulayımın doğrudan bir sonucu olduğunu ileri sürerek toplumsal olayların aşırı ölçüde yüzeysel yorumlamasını yapan toplumbilim |
| 886 | yalıtlanma | Bireylerin ya da toplumsal kümelerin doğal-coğrafyasal etkenler nedeniyle birbirlerinden ayrılmaları. |
| 887 | yalnız çocuk | Pek az toplumsal etkileşmeden geçerek büyüyen, bu yüzden tutum ve anlayışı toplumsallaşmış bir yaşıtınınki gibi olmayan çocuk. |
| 888 | yansılama | Örnek alınması istenen davranış biçiminin bilinçli ya da bilinçsiz olarak olduğu gibi yinelenmesi. |
| 889 | yansıma kuramı | Bilginin nesnel gerçekliğin insan beynindeki yansıması olduğunu, ancak insan bilgisinin de nesnel gerçeği yalnız yansıtmakla kalmayıp aynı zamanda onu sürekli olarak yarattığını savunan bilgi kuramı. |
| 890 | yansıtma | Öznel bir yaşantıyı dış dünyaya bağlama örneğin bireyin bir nesne, kişi ya da toplumsal kümede tasarladığı nitelikleri, duyguları ya da tutumları gerçekten varmış gibi düşünmesi. |
| 891 | yapılaşmamış davranış | Toplumsal düzgülere göre biçimlenmiş ya da örgütlenmiş olmayan, bu yüzden öngörülme olanağı vermeyen insan davranışı. |
| 892 | yarar | Herhangi bir ekin öğesinin herhangi bir insan isteğini karşılama özelliği. |
| 893 | yararcılık | Herhangi bir davranış ya da eylemin aktöreye uygunluğunun ölçütünü çoğunluk için yararlı olmada bulan düşünce akımı. |
| 894 | yaratıcı çalışma | İnsan çalışmasının gereçlerde, bilimde, sanatta ve öbür çalışma alanlarında yeni. ve özgen şeyleri ortaya çıkarması. |
| 895 | yaratımcılık | Evrenin, canlı cansız bütün doğanın, ayrı ayrı ve bugünkü biçimleri içinde, tek bir yaratma eylemi ile var kılınmış olduğunu savunan, değişme ve evrime yer vermeyen dinsel bir öğreti. |
| 896 | yardımlaşmacılık | 1-(Dar ekonomik anlamında) İşleyim, tarım, bankacılık vb. alanlarda yardımlaşma dernekleri kurmaya yönelik elbirlikçilik akımı. 2. (Geniş anlamında) Her ortaklaşacı girişimde görülen karşılıklı bağımlılık duygusu ve yardımlaşma eğilimi. |
| 897 | yargı | 1. Doğru ya da yanlış olabilen bir önesürüm. 2. İnsanın kesin bilgi edinme olanağı bulunmayan bir durumda davranışını üzerine dayandırdığı bir kanı. 3. Yargılama yetkesi yargılama işlemi sonunda yargıcın verdiği karar. |
| 898 | yargıcı | 1. Anlaşmazlıklarda yanların çözüm için yargısına başvurmayı kabul ettikleri bir kişi ya da küme. 2. Resmi bir uzlaştırıcı kişi ya da küme. |
| 899 | yarışma | Bireylerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların gereksinmelere oranla kıt olan özdeksel ve tinsel değerleri elde etmeğe yönelik çabaları dolayısıyla aralarında oluşan ve savaştan uzlaşmaya dek türlü biçimler alan bir toplumsal ilişki süreci. |
| 900 | yasa | 1. Olguların zorunlu, doğal gelişimlerini belirleyen temel içsel bağıntı olgular ya da nesnelerin özellikleri arasındaki nedensel, zorunlu ve durağan (güvenilir) bağlantı. 2. Devlet gücünce yerleştirilmiş ve yaptırıma bağlanmış, insan etkinliklerini düzen |