| 1021 | simgecilik | Sanat yapıtının değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, imge ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, sözcüklerin müzik ve imge değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu ayrımlarının bile sezdirilebileceğini savunan yazın ve sanat akımı. |
| 1022 | sindiriş | Bir söze ikinci bir anlamın sindirilmesi Ör. "Her işi yolunda yürütürken de kimseyi sıkmayan bir yönetmendi". Birinci önermedeki övgüye bir övgü daha sindirilmiştir, (Bu, bir çifte övgü niteliğindedir. Yergi de sindirilebilir. Yalnız övgü sindirilişine istitba da denir.) |
| 1023 | sinyazıtı | Bir sine (mezar taşı) kazılan kısa koşuk ya da düz yazı. |
| 1024 | siyasal söylev | İç ya da dış siyasayı konu edinen söylev, bk. söylev. |
| 1025 | son yineleme | Tümcenin ya da bir dizenin son sözcüklerini, sonradan gelenin başında bir daha söyleme, yazma. Ör. / Kuşlar gelir konar pencereme, / Penceremden kuşlar uçar gider (Cahit Sıtkı Tarancı, Kuşlar) |
| 1026 | sondeyiş | Kimi yazın yapıtının son bağlama bölümü. |
| 1027 | sone | Klasik Avrupa yazınında bir koşuk biçimi. (Bize de geçen sonelerin uyak düzeni şöyledir: Dörder dizelik iki, üçer dizelik iki olmak üzere dört bağlamlı 14 dizelidir. Uyak düzeni: abba abba ccd ede ya da abba abba ccd eed |
| 1028 | sonlam | Osmanlı yazınında, bir yapıtın sona erdiğini bildiren ek sözler. |
| 1029 | sonsöz | Bir yapıtın sonuna konan açıklama. Karşıtı: önsöz. |
| 1030 | sonuç | Yazının ya da sözün bitim bölümü. |
| 1031 | sorulama | Düzyazı ya da şiirde, yanıt beklemeden soruya başvurma sanatı. Sana dar galmeyecek makberi kimler kazsın? (Mehmet Akif Ersoy) |
| 1032 | soylama | Dede Korkut'ta soyu yüceltme amacıyla söylenen sözler. (Daha çok, bir bölümü sunu değerinde geçişlerde söylenmiştir. Bugün Azerbeycan'dan gelip doğu illerimize, özellikle Kars'a yerleşen Türk halkınca bu anlamda kullanılmaktadır.) |
| 1033 | soyluluk | Anlatımın bayağı ve aşağılık sözlerden, deyimlerden, çirkin düşüncelerden, iğrenç imgelerden arınmış olması. |
| 1034 | soyut sanat | Elle tutulup gözle görülür gerçeği değil, kavramsal gerçeği göstermek amacı güden sanat türü. v |
| 1035 | soyyapıt | 1. Eski Yunan ve Latin yazarlarınca ya da XVII. yüzyılda bunları örnek alan büyük yazarlarca yazılmış yapıt. 2. Türünde örnek niteliği kazanmış yapıt. |
| 1036 | soyyapıtçılık | 1. XVII. yüzyıl Fransız yazınında eski Yunan ve Latin yazınını örnek alarak, bileşimde sağlamlığı, anlatımda arılık ve açıklığı, ölçülülüğü, törel ve tinsel çözümlerde inceliği, doğallık ve gerçeğe benzerliği ilke olarak benimseyen akım. 2. Belirli bir yazın ya da sanat geleneğine bağlılık. |
| 1037 | söyleme | Kimi bölgelerde soylama karşılığı kullanılan sözcük. bk. soylama. |
| 1038 | söylen | Tarih öncesi Tanrı, tanrıça, yarı Tanrı ve kahramanlara değgin serüvenler. |
| 1039 | söylenbilim | 1. Söylenleri inceleyen bilim. 2. Bir budunun söylenlerinin tümü. bk. söylen. |
| 1040 | söylence | Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları ve olayları konu edinen imgesel öyküler. |
| 1041 | söylenge | 1. Bir kişi tarafından oynanan küçük güldürü. 2. Dinleyiciler önünde, bir kişinin sanat değerli güldürücü konuşması. |
| 1042 | söylenti | Belgeye dayanmayan söz, sözler. |
| 1043 | söyleşi | Bir bilim ya da sanat konusunu, konuşmayı andırır biçimde inceleyerek anlatan yazın türü. |
| 1044 | söyleşim | Konuşmalar ya da konuşma biçiminde yapıt: Eflatun'un söyleşimleri. |
| 1045 | söyleştirme | Düşünce ve duyguları, kişileri konuşturarak belirtme sanatı. |
| 1046 | söylev | Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen coşkun, güzel söz. Türleri için bk. toplumsal söylev, siyasal söylev, tüzel söylev, askerî söylev, savunma söylevi, ağıt söylevi. |
| 1047 | söylev başlangıcı | Söyleve başlarken uygun bir girişten sonra, konu ve konuyu gerektiren etmenler üzerine söylenen birkaç söz. (Kavrayıcı ve, dikkatleri toplayacak nitelikte olması gerekir.) bk. söylev. |
| 1048 | söyleyiş | Söylev verirken, koşuk okurken, sahnede rol yaparken seslerin, sözcüklerin, ses perdelerinin, durakların hakkını vererek söyleme sanatı. |
| 1049 | söysel sanatlar | Sözcüklerle yapılan dış bezekler: ündeş, seci, evirme, evirmece, bk. yazınsal sanatlar, uzdeyiş. |
| 1050 | söz | Eksiksiz ve kesin anlamlı tümce: "Çiçek açmıştır" tümcesinde birinci sözcük özne, ikinci sözcük yüklemdir. Sözün birçok çeşitleri vardır:. 1. yalın söz: [es. t. kelâm-ı basit]: Gelişigüzel söylenilen, yazılan söz. 2. yüksek söz: [es. t. kelâm-ı âli] Yüce bir konunun soylu düşünce, engin imge, derin duyguların sağlam ve içtenlikle anlatımı. 3. ılımlı söz: [es. t. kelâm-t makbul] Orta değerde anlatım. 4. tatlı söz: [es. t. kelâm-t latif] İnce süzcüklerle gönül açan anlatım. 5. kunt söz: [es. t. kelâm-ı metin] Anlamı iyice kavramış, tam yerine oturmuş sözcüklerden kurulmuş söz. |