| 1135 | tatlı duraklama | mef'ûlü, mefâilün, feûlün" ölçüsünün gerektikçe"mef'ûlün, fâilün, feûlün" biçimine çevirilmesi: / Kaldım mı, demişti, yolda bir gün / Hindistan'ın denizlerinde?... (A. Hamit Tarhan, Makber) |
| 1136 | tatlı söz | İnce, yumuşak sözcüklerle örülmüş olan ve anlamı gönül okşayan söz. bk. söz. (Bu niteliğe söylemdeki tat da denir). |
| 1137 | tatyan | Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir ezgi. |
| 1138 | tegazzül | bk. kaside I, 1. ç. |
| 1139 | tekçe | Ozanın bir koşuğuna katmayıp yalnız bıraktığı koşa. / Andım çağırdım ismini bunca zaman senin / Feryadıma yetişmedin Allah! Yok musun? (Muallim Naci, Füruzan) |
| 1140 | tekellüm | bk. tekerleme 2. |
| 1111 | Tanzimat yazını | 1860'da Tercüman-ı Ahval gazetesinin çıkmasıyla başlamış sayılan ve divan geleneklerini bırakarak Batı kültürünü, Batı düşününü, Batı'nın yazın türlerini ve biçimlerini benimseyen yazın akımı. Tanzimat yazınını evrelere ayıranlar vardır 1. ön Tanzimat yazını: Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal'lerin toplumsal yazın çağı. 2. Ekrem, Hamit ve Sezai Beylerle sanata yöneliş çağı. 3. Ahmet Mithat Efendi ile halka yöneliş çağı. (Tanzimat yazını 1895'te, yeni bir çığırın başlamasıyla sona ermiş sayılır.) |
| 1112 | tapşırma | Saz ozanlarının ya da öykücülerin takma ad, mahlas yerine kullandıkları bir terim. |
| 1113 | tapuğ | Gülşenî tarikatından olanların ilâhiye veridikleri ad. bk. ilâhi |
| 1114 | tardiye | Mesnevî biçiminde yazılan ve çoğu kez bir öykü olan şiirlerde arada dörder dizeleri kendi aralarında, beşinci dizeler birbiriyle uyaklı bağlamlardan oluşmuş koşuk parçası .(Buna "tard ü rekb" de denir.) |
| 1115 | tarih | 1. Divan ozanlarının önem verdikleri geleneklerden biri de tarih düşürmektir. Doğum, ölüm, büyük yapı, önemli olaylar tarih düşürmek için bir fırsattı. Şöyle düşürülürdü: Arap abecesi Ebced denilen özel bir sıralanışa göre dizilmiş, her birine birden ona, on1dan yüze, yüzden bine kadar bir sayı değeri verilmiştir. Sözcük ya da dize, harflerle öyle örülür ki, sayı toplamaları istenen tarihi gösterir. Örnekler: Timur, 803 hicret yılında Sivas'ı zaptediyor, yıkıp yakıyor. Bu olaya "harap (...)" tarihi düşürülmüştür. Türleri: a- tarih-i sade / Senin sinnin Süruri geldi kırka=1205 b- tarih-i mucem: Yalnız noktalı harfler hesap olunarak çıkan tarih. Buna"tarih-i mücevher" de denirdi. c- Yalnız noktasız harfleri hesap olunana da tarih-i mühmel ya da "sade" denirdi. / Tarih dizesindeki birkaç sayı eksiği varsa tamlanması ya da artığın çıkarılması gereği öncül dizede imlenir. 2. XIX. yüzyıla değin tarih bir yazın türü idi. Anlatımda güzelliği amaç edinilir, araya koşuklar, fıkralar sıkıştırılarak konu tatlandırıldı. Pozitivizm akımından sonra bilimsel olmağa yöneldi. / Daha önceleri tarihsel konuları: 1. Şehnameciler. 2. Vakanüvisler 3. Özel tarihçiler işlerlerdi. |
| 1116 | tarih düşürme | bk. tarih I, ebced. |
| 1117 | tarih-i mucem | bk. tarih 1, b. |
| 1118 | tarih-i mücevher | bk. tarih 1, b. |
| 1119 | tarih-i mühmel | bk. tarih 1, c. |
| 1120 | tarih-i sade | bk. tarih 1, a. |
| 1121 | tarihçi | Tarih yazarı, bk. tarih 2. |
| 1122 | tarihsel roman | Başlıca kişileri ve olayları tarihten alınan roman. |
| 1123 | tarikat | Tasavvufa dayalı ve kimisi eski dinlerin kalıntılarını yaşatan, kimisi de şeriatın pek sert ve bencil yargılarını yumuşatmak gerekçesiyle oluşan türlü İslam öğretilerine verilen ad (Bektaşî tarikatı, Mevlevî tarikatı gibi). |
| 1124 | tartı | bk. ölçü. |
| 1125 | tartı öbeği | Uzun kısa hecelere dayanan, ölçüde bir adım oluşturan hecelerin bütünü. |
| 1126 | tartışma | Bir sorun üzerine sözle ya da yazılı olarak karşılıklı -biraz da sertçe- savunuşma. |
| 1127 | tasavvuf | İslam dininde varlık birliğini, kamutanrıcılığı temel düşünce olarak alan, felsefeye bağlı, gizemci bir özel inanış ve anlayış. |
| 1128 | tasavvuf şiirleri | Tasavvuf çığırına girenlerin koşukları. (Bunlarda özel biçimler yoktur. Ozanlar, halk ya da divan koşuk biçimlerinden dilediklerini kullanmışlardır. Onlarda ad, biçime ya da konuya göre verilmemiştir. Birçok tarikatlar, kendi tekkelerinde okudukları koşuklara ilâhi derler. Buna Bektaşiler nefes, Alevîler deme adını verirler.) |
| 1129 | tasavvufî halk yazını | Tasavvuf düşüncelerinin yarattığı halk yazını. Hikmet, ilâhi, nefes, nutuk, devriye gibi koşuk türleri bu yazında görülür, bk. tekke yazını. |
| 1130 | tasvir | bk. suret. |
| 1131 | taşırı | Anlatıma bir değer katmayan (söz). |
| 1132 | taşırılık | Anlatıma değer katmayan sözcüklerin, benzeme öğelerinin bolluğu. |
| 1133 | taşlama | Bir kişiyi, bir yeri, bir şeyi vb. -kusurlu yanlarını- acr, alaycı bir dille yeren halk koşuk türü. |
| 1134 | taşlamacı | Taşlamalar söyleyen ozan. bk. taşlama. |