Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
9001 son yolculuğa uğurlamakbirinin cenaze törenine katılmak.
9002 sona ermekson bulmak. Örn: “Dağın patlatılması sona erince dolgu başlayacaktı.” -A. Kulin.
9003 sondaj yapmak1) sonda ile yoklamak, sondalamak 2) mec. bir durum, bir düşünceyle ilgili olarak yoklama yapmak, araştırmak.
9004 sonu gelmekbitmek, tükenmek, yok olmak, ölmek.
9005 sonuç almak1) bir işi bitirmek, sonuçlandırmak 2) istenilen sonuca ulaşmak, verim almak. Örn: Görüşmelerden sonuç alınamadı.
9006 sonuç çıkarmak1) mat. bir işlemi bitirip sonuca ulaşmak 2) kesin bir karar veya görüşe varıp bunu bildirmek.
9007 sonuç vermekbir durumun sağlanmasına imkân sağlamak. Örn: Çalışmaları sonuç vermedi.
9008 sonunu almak1) bir işi bitirmek 2) bir işin bittiğini görmek.
9009 sonunu getirememekiyi başladığı bir işi başarıyla bitirememek.
9010 sopa atmak (çekmek)dövmek. Örn: “Şu budalaya bir sopa çekin de bir daha para kazanmadan gurbette kalmayı öğrensin.” -Ö. Seyfettin.
9011 sopa yemekdövülmek, dayak yemek.
9012 sopanın altına yatırmakdövmek. Örn: “Topal iyice küplere binse de avradını sopanın altına yatırsaydı.” -O. Kemal.
9013 sorgu suale çekmeksorguya çekmek.
9014 sorguya çekmekbir suçla ilgili olarak soru sorup cevap istemek. Örn: “Hayalimde polislerin beni karakola sürüklediklerini ve sıkı bir sorguya çektiklerini görüyordum.” -H. E. Adıvar.
9015 sorma! (sormayın!, sorma gitsin!)çokluk, aşırılık ve kötü bir durum anlatan bir söz. Örn: Öyle bir sıcak ki sorma gitsin! Sorma başımıza gelenleri! O işi sorma, sarpa sardı!
9016 sormak ayıp olmasınsorulması teklifsizlik sayılan bir şeyi sormadan önce özür dilemek için kullanılan bir söz.
9017 sorması ayıp olmasın (sorması ayıp)sormak ayıp olmasın.
9018 sorti yapmak1) uçak bir noktadan kalkıp başka bir noktaya inmek 2) uçak bir noktaya çeşitli nedenlerle inişe geçip yeniden yükselmek.
9019 sorumlu tutmaksorumlu saymak, mesul olarak görmek. Örn: “Belki bu matbaanın işi ama dergiler elimize ulaşmazsa sizi sorumlu tutarız.” -A. Ümit.
9020 sorumluluk almaksorumluluk yüklenmek.
9021 sorumluluk düşmeksorumlu sayılmak, sorumlu olarak görülmek. Örn: “Eskiciye düşen sorumluluk, tanıdık eşyaları sırtlayıp hiç tanımayanlara ulaştırmaktı.” -E. Şafak.
9022 sorun çıkarmaküzüntü verecek veya içinden güç çıkılır bir durum yaratmak. Örn: “İskemlesinde sıkıntıyla kıpırdanarak iç geçirdiğini duydum, sorun çıkarmaya başladığımı düşünüyordu.” -A. Ümit.
9023 soruşturma açmaksoruşturma yapmak.
9024 soya çekmeksoyunun özelliklerini taşımak.
9025 soyunup dökünmeksokak giysilerini çıkarıp ev içinde kullandığı rahat kılığını giymek.
9026 soyup soğana çevirmek1) hiçbir şey bırakmamacasına soymak. Örn: “Şimdi bu herifi soyduk soğana çevirdik, değil mi?” -A. Midhat. 2) hırsız bir yeri veya bir kişiyi adamakıllı soymak.
9027 söküp atmakgözden çıkarmak, kıymak, feda etmek. Örn: “Kökü, ciğerimizin içini dolaşan bu filizi söküp atamıyoruz.” -A. Ş. Hisar.
9028 sövüp saymakaralıksız küfürler sıralamak, uzun uzadıya söverek yermek. Örn: “Bir akşam ciğerci söve saya kondusundan çıktı. Başını alıp gitti.” -A. Kulin.
9029 söylemediğini bırakmamakbir kimse veya bir konu ile ilgili olarak söylenmemesi gereken şeyleri söylemek. Örn: “Bir vakitler aralarında su sızmayan hatun kişiler şimdi birbirlerini çekemiyorlar, birbirlerinin arkasından söylemediklerini bırakmıyorlardı.” -H. Taner.
9030 söylemesi ayıputanılacak bir durumun açıklanması sırasında kullanılan bir söz. Örn: “O zamana kadar hamallık, boyacılık, müvezzilik ve söylemesi ayıp hırsızlık yapmıştı.” -S. F. Abasıyanık.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir