Türkçe Deyimler - XML


IDDeyimAnlamı
10891 zemin ve zamana uygunkonuya, içinde bulunulan şartlara uygun.
10892 zemzem kuyusuna işemekünlü olsun, adı anılsın diye herkesi iğrendirip kızdıran kötü bir iş yapmak.
10893 zemzem suyu ile yıkanmakhiçbir suçu veya günahı olmamak. Örn: “Konferansı düzenleyenlerin hepsi, zemzem suyuyla mı yıkanmışlar sanki?” -T. Halman.
10894 zenneye çıkmak tiy. orta oyununda erkek oyuncu, kadın rolüne çıkmak.
10895 zerre kadar1) bir parça, çok az. Örn: “Tuhaf! Çocukların yüzünde zerre kadar utanma belirtisi yok.” -A. Ümit. 2) hiç. Örn: “Bu iki hikâyecik üzerinde zerre kadar edebî münakaşalara girişmemişlerdi.” -O. C. Kaygılı.
10896 zerresi (zerre kadar eseri) kalmamak (olmamak veya yok)hiç bulunmamak, tükenmek, yok olmak. Örn: “Bazen o muammalı hâl tamamen üstünden kalkıyor, zerre kadar eseri kalmıyor.” -S. M. Alus.
10897 zevahiri kurtarmakgörünüşü kurtarmak. Örn: “Öyle yapmakla beraber zevahiri kurtarıyor, konuşuyor, gülüşüyordum.” -R. H. Karay.
10898 zeval bulmakbozulup yok olmak, çökmek.
10899 zeval vermemekyok etmemek, sona erdirmemek.
10900 zevale ermekzeval bulmak.
10901 zevale yüz tutmakbozulmaya, alçalmaya, yok olmaya başlamak.
10902 zevk için1) yalnız eğlenmek için 2) alay etmek için.
10903 zevki çıkmakhoşa gitmek.
10904 zevkinde olmakzevkine bakmak.
10905 zevkine bakmakyalnız kendi eğlencesini düşünmek. Örn: “Terfi ümidinde olmadıklarından resmî işlere ehemmiyet vermezler, zevklerine bakarlardı.” -R. H. Karay.
10906 zevkine ermek (varmak)zevkini çıkarmak. Örn: “Hem kitap okumak hem de ağabeyimle birlikte bulmaca çözmek zevkine erdim.” -A. Erhat.
10907 zevkine gitmek hlk. hoşuna gitmek.
10908 zevkli geçmekeğlenceli bir biçimde sürmek. Örn: “Orta yolu bulunca oyunlar çok zevkli geçerdi.” -A. Kutlu.
10909 zevkli gelmekeğlenceli olduğunu düşünmek. Örn: “Askerlik bana idman ve gezinti gibi kolay ve zevkli geldi.” -F. R. Atay.
10910 zevkten dörtköşe olmakçok sevinip keyiflenmek, aşırı zevk duymak.
10911 zeytin dalı uzatmakbarış için ilk adımı atmak.
10912 zeytinyağı gibi üste çıkmakbir sorunda haksız olduğunu kabul etmemek, ustalıkla kendini haklı çıkarmaya çalışmak. Örn: “Sizler hep böylesiniz. Zeytinyağı gibi üste çıkmaya alışmışsınız.” -A. Kulin.
10913 zıddına basmak (gitmek)sinirlendirmek, sinirini bozmak. Örn: “Niçin babanın zıddına basıyorsun evladım, seni hiç incitmemiş bir baba, bir gün bir fiske vurmadı, bir dediğin iki olmuyor.” -H. E. Adıvar. “Yalnız akrep kuyruğu gibi bükülmüş pomatlı ibrişim bıyıklar zıddıma gidiyo
10914 zıkkımın kökünü (pekini, dibini) ye!sunulan yiyeceği beğenmeyenlere söylenen bir söz.
10915 zılgıt vermekkorkutmak, çıkışmak, azarlamak, gözdağı vermek. Örn: “Şehrin büyükleri otelciye adamakıllı bir zılgıt vermişler.” -R. N. Güntekin.
10916 zılgıt yemekazar işitmek. Örn: “Dün akşam benden yediği zılgıttan adamakıllı afallamış görünüyordu.” -R. N. Güntekin.
10917 zınk diye durmakbirdenbire durmak. Örn: “Askerî bir cip, Camekân Sokağı'nı sarsıla sarsıla geçti, apartmanın kapısı önünde zınk diye durdu.” -A. İlhan.
10918 zıp diye çıkmakbeklenmeyen bir zamanda ortaya çıkmak.
10919 zıp zıp zıplamakçok sevinmek.
10920 zırıltı çıkarmakanlaşmazlık sebebiyle kavga etmek. Örn: “Durup dururken zırıltı mı çıkarmalı?” -M. Ş. Esendal.

* Görseller ve İçerik tekif hakkına sahip olabilir