| 1861 | sıkışım gerginliği | Uygulandığı bölgede bir yoğunluk değişimi verecek biçimde yönelmiş, birim yüzeye etkiyen kuvvet. |
| 1862 | sıkıştıraç | Bir akışkan ya da uçunu sıkıştırarak basıncı yükseltilmiş olarak veren aygıt. |
| 1863 | sıklık | Titreşen bir dizgenin, bir dalganın saniyedeki titreşim, sayısı birimi hertz. (Hz)'dir. |
| 1864 | sıklık değiştirici | Aldığı titreşimlerin sıklığını değiştirerek veren aygıt. |
| 1865 | sıklık kiplenimi | Taşıyıcı dalganın sıklığının başka bir dalga sıklığıyla ve bu sıklığa uygun olarak değişimlere uğratılması. |
| 1866 | sıklık koşulu | Bir öğeciğin ya da özdeciğin belli bir sıklıkta ışınım salabilmesi koşulu. |
| 1867 | sıklıkolçer | Bir elektriksel salıngaçın ya da bir dalgalı akımın sıklığını ölçen aygıt. |
| 1868 | sınırlı | Terimleri sayısı verilen bir N sayışımdan küçük olan bir kümenin bu niteliği. |
| 1869 | sıradeğişim | Bir işlemde iki öğenin değişikliğe yol açmadan birbirlerinin yerini alması. |
| 1870 | sırt sırta bağlanım | Bir eksicik borusunun üst-üşeğini ötekinin alt-üşeğine bağlama ya da bunun tersini yapma. |
| 1871 | sıvı | Özdeğin su, yağ gibi, bulunduğu kalbin biçimini alan az sıkışabilir akışkan hali. |
| 1872 | sıvı buzsul | Bir buzsul gibi ışıksal yönserliği ve belirli düzende yapısı olan sıvı. |
| 1873 | sıvı hava | -197°C'ye dek soğutulup sıkıştırılarak sıvılaştırılmış hava. |
| 1874 | sıvıölçer | Bir sıvının yoğunluğunu ölçerek karışım yüzdesini belirleyen araç. |
| 1875 | sıyırım | 1. Gelen demetin yalnız bir parçasının dövümlük ile etkileşerek, kalanın ilk doğrultuda gittiği ağır çekirdekler ile dövüm. 2. Bir metaldeki tortu eksiciklerinin, kimyasal ya da elektriksel yöntemle ayrılması. |
| 1876 | sızım | Basınç altındaki uçunların küçük gözeneklerden geçişi özdeş koşullarda değişik ucunların bağıl sızım hızları değişiktir. |
| 1877 | simge | 1. Bir öğeyi ya da bir öğeciği gösteren kısaltım örneğin C = karbon, Fe = demir. 2. Değer, konum, işlem, doğrultu gibi nicedikleri gösteren isteğe bağlı ya da geleneksel im. |
| 1878 | simgelentim | Sayıların, niceliklerin ve başka varlıkların simgelerle gösterimi ya da böyle simgelerin oluşturduğu dizge. |
| 1879 | sis | 1. Nemli havanın yeterince soğumasıyla içindeki su uçuğunun yeryüzüne yakın yerlerde yoğuşumu. 2. Bir uçun içindeki sıvı damlacıklarından oluşan asıltı. |
| 1880 | sis odası | İçinde aşırıdoygun su ve alkol uçuğu bulunan kutu kutudan öğecikaltı yüklü parçacıklar geçerse bunların yolları üzerinde oluşturdukları uçun üşerleri uçuk yoğuşumuna yol açarak, parçacık izlerini görünür duruma getirir. |
| 1881 | sislenim noktası | Bir çözeltinin içindeki katıların ayrılmaya ya da buzsullaşmaya başladığı ve çözeltinin sisli bir görünüm aldığı sıcaklık. |
| 1882 | sogurgan | Sıvıları ya da uçunları soğurabikne yeteneğinde olan (özdek). |
| 1883 | soğubilim | Çok düşük sıcaklıklarda gözlenen olaylarla ilgilenen düşük sıcaklıklar bilgisi. |
| 1884 | soğuk alt-üşek | Yüzey gerilimlinin çok yüksek olması yüzünden olağan sıcaklıkta eksicik salan üşek. |
| 1885 | soğurganlık | Bir yüzeye vuran ışınım erkesinin yüzeyce soğurulan bölüğünün ölçüsü. |
| 1886 | soğurum | 1. Bir özdeğin başka bir özdek içinde tutulması. 2. Işıyan erkenin bir özdekten geçerken başka bir erkeye dönüşen bir bölüğümü yitirmesi. |
| 1887 | soğurum izgesi | Seçici soğurgan bir özdekten geçen ışığın bir bölüğünün soğurumu ile oluşan, karanlık çizgili ya da karanlık kuşaklı izge. |
| 1888 | soğurum kıyısı | Bir X-ışmı izgesinin birden kesildiği dalga boyu. Bu tür izgenin resminde keskin bir kıyı görülür. |
| 1889 | soğurum kuşağı | Bir soğurum izgesinde belirtken karanlık bir kuşak. |
| 1890 | soğurum yitimi | Bir ortamdan geçen ya da bir ortamın yüzeyinden yansıyan bir erke türünün bir kesiminin başka bir erkeye dönüşerek yitimi. |